Ünlü sporcular, beyaz önlüklü uzmanlar, "klinik olarak test edildi" yazısı.
Kontrol grubu, plasebo, bağımsız tekrar ve hakem incelemesi var mı? Reklam bunları söylemez.
Bir iddiayı bilimsel yapan nedir ve sahte bilimi nasıl ayırt ederiz?
Ürünü almayan, diğer her şeyi aynı yaşayan grup. 30 koşucunun 15'i jel alır, 15'i almaz; süreler ancak böyle kıyaslanır. Deneyden önceki ölçüme ön-test, sonraki ölçüme son-test denir.
Kontrol grubuna jel gibi görünen ama etken madde içermeyen bir ürün verilir. Sporcu ürün aldığına inandığı için bile iyi hissedebilir; plasebo bunu ölçer. Çift-kör: ne sporcu ne ölçümü yapan kişi kimin ne aldığını bilir.
Dergiye gelen makaleyi, konuyu bilen ve yazarla ilgisi olmayan uzmanlar okuyup hata arar. Yayımlanmak doğruluk garantisi değildir; süzgeçten geçtiğini gösterir. İngilizcesi peer review.
Bir konudaki bütün çalışmalar önceden yazılmış kurallarla taranır ve sonuçlar birlikte değerlendirilir. Tek bir çalışmadan daha güvenilirdir.
Kaynak: otorite. Hızlıdır, ama hoca yanılıyorsa herkes birlikte yanılır.
Kaynak: kişisel deneyim. Değerlidir, ama tek bir kişinin hissi herkese genellenemez.
Kaynak: bilimsel yöntem. Yavaştır, ama sonucu başkaları tekrar edip sınayabilir.
Her iddiaya "Nereden biliyoruz?" diye sormayı ve bu soruya ölçerek yanıt vermeyi öğrenmek.
Gözlem, ölçüm ve mantıkla, kendini sınayarak bilgi üreten sistematik yol.
Ham gözlem ya da ölçüm: "Sıçrama 42 cm."
Bir olguyu sistemli biçimde fark etmek ve kaydetmek.
Bir iddiayı destekleyen ya da çürüten veri.
Sınanabilir, geçici bir açıklama ya da öngörü.
Pek çok sınamadan geçmiş, olguları bir arada açıklayan çerçeve.
Bilginin nasıl üretildiğini anlatan planlı yol.
Bir iddianın yanlış olduğunu gösterebilecek bir sınamanın düşünülebilmesi.
Bilimin beş özelliği, bilgi türleri, bilgi edinme yolları, veri–bilgi–bilgelik.
"Ali 120 kg squat yapar" bir önermedir; ölçüp doğruluğuna bakabilirsiniz. "Squat güzel harekettir" bir zevk ifadesidir, doğru ya da yanlış olamaz.
Bilmek için üç şart aranır: inanmak, doğru olması, gerekçe. Fatma maçın 3-1 biteceğini tahmin edip tutturursa bilmiş olmaz; tahmin doğru ama gerekçesi yok.
Ampirik bilgi görerek, ölçerek edinilir. Dogma ise kanıt istemeden kabul edilen görüştür; ampirik bilginin karşısındadır.
Tümdengelim genelden özele: "Bütün sprinterler hızlı başlar, Veli sprinter, Veli hızlı başlar." Tümevarım örneklerden genele: "Gördüğüm 10 kaleciden 9'u uzun, kaleciler uzun olur." İkincisi olasılıklıdır.
Sistematik: planlı adımlarla. Ölçülebilir: sayıya çevrilebilir. Tekrarlanabilir: başkası yapınca aynı çıkar. Nesnel: yapanın kanaatine göre değişmez.
| Özellik | Anlamı | Spor Örneği |
|---|---|---|
| Sistematik | Planlı, organize süreç: Soru→Hipotez→Deney→Analiz→Sonuç | Kontrol/deney grubu, ön-test/son-test tasarımı |
| Ölçülebilir | Gözlemlenemeyen kavramlar bilimin konusu olamaz | "Morali yüksek" yerine POMS (Profile of Mood States: ruh hâli profili anketi) ölçeğiyle ruh hâli ölçümü |
| Tekrarlanabilir | Aynı koşullarda tekrar edildiğinde benzer sonuç vermeli | Kreatinin anaerobik performansa etkisi yüzlerce kez doğrulandı |
| Nesnel | Araştırmacının önyargılarından bağımsız | Çift-kör deney tasarımı ile nesnellik korunur |
| Yanlışlanabilir | Popper: yanlış olduğu gösterilebilir olmalı | "Antrenman performansı artırır" test edilebilir; "şans" iddiası edilemez |
Felsefi anlamda bilgi, genellikle "gerekçelendirilmiş doğru inanç" olarak tanımlanır. Bir şeyi bilmek için üç koşulun aynı anda sağlanması gerekir.
Öncelikle o önermenin doğru olduğuna inanmalısınız.
İnandığınız önerme, nesnel gerçeklikle örtüşmelidir.
İnancınızı destekleyen sağlam kanıt ve mantıksal gerekçeleriniz olmalıdır.
Bilim, tam olarak bu "gerekçelendirme" sürecini en güvenilir ve tekrarlanabilir şekilde yapmayı amaçlayan sistemdir — sezgi veya otoriteye değil, kanıta dayanır.
Günlük yaşantı ve kişisel tecrübeden elde edilen, sistematik olmayan bilgi. Örn: ateşin yaktığını bilmek.
Belirli bir işi veya zanaatı yapmaya yönelik, araç-gereç kullanımı ve beceriye dayalı bilgi. Örn: bisiklet tamir etmeyi bilmek.
Sanatçının duygu, sezgi ve yaratıcılığını kullanarak ürettiği estetik ve öznel bilgi.
Varlık, bilgi ve değerler gibi soyut konular üzerine eleştirel ve rasyonel düşünceyle üretilen derinlemesine bilgi.
İnanç, vahiy ve kutsal metinlere dayanan, mutlak ve dogmatik kabul edilen bilgi türü.
Bu dersin odak noktası: nesnel, sistemli, kanıta dayalı, tekrarlanabilir ve yanlışlanabilir bilgi türü.
Hızlı ama yanılabilir. "Koçum 30 yıllık deneyimiyle diyor ki..."
Descartes: "Cogito, ergo sum." Değerli ama doğrulanamaz.
Tümdengelim (kesin) ve tümevarım (olasılıklı).
Locke (1690): "tabula rasa" — tüm bilgi deneyimden gelir.
Tüm yolların sistematik kombinasyonu + hata düzeltme mekanizmaları (peer review: yayından önce başka uzmanların makaleyi denetlemesi; replikasyon: aynı deneyin başka bir ekip ya da başka katılımcılarla yeniden yapılması).
Yalnızca C ölçülebilir ve yanlış olduğu gösterilebilir: jel alan ve plasebo alan iki grubun sürelerini karşılaştırırsınız. A her sonuca uyduğu için sınanamaz; B otoriteye, D kişisel deneyime dayanır.
Bilimsel bilgiyi ayıran konusu değil yöntemidir: planlı, ölçülebilir, tekrarlanabilir, nesnel ve yanlışlanabilir olması.
Bilmek için iddia doğru olmalı ve gerekçesi olmalı. Tahmini tutan ama gerekçesi olmayan kişi bilmiş sayılmaz.
Otorite, sezgi, akıl yürütme ve deneyim tek başına yanılabilir. Bilimsel yöntem hepsini kullanır ve hataları yakalayan kontroller ekler: hakem incelemesi, tekrar.
Epistemoloji: bilginin ne olduğunu ve nasıl edinildiğini inceleyen felsefe dalı. Enformasyon: ham veriye anlam katan düzenlenmiş bilgi. POMS: sporcunun ruh halini anketle ölçen ölçek. Tabula rasa: "boş levha"; doğuştan bilgi yoktur, her şey deneyimle yazılır.
Yedi adım, maraton jeli deneyi, şans ile etkiyi ayırmak, ilişki ile nedensellik.
Aynı deneyi başka ekip ya da başka sporcularla yeniden yapmak. Sonuç yeniden çıkıyorsa güven artar; çıkmıyorsa ilk sonuç şans ya da hata olabilir.
Gerçekte etki olmasa da böyle bir farkın şans eseri çıkma ihtimali küçükse (genellikle %5'in altı) farka "anlamlı" denir. Anlamlı, büyük demek değildir.
Jel 10 km süresini 2 saniye kısaltıyorsa, çok sporcuda bu anlamlı çıkabilir; ama 2 saniye pratikte işe yaramaz. Anlamlılık "var mı", etki büyüklüğü "ne kadar" sorusunu yanıtlar.
Aynı soruyu inceleyen çalışmaların sonuçlarını tek hesapta toplamak. On küçük çalışma tek başına yetersiz kalsa da birleşince daha net bir sonuç verir.
Ali'nin dikey sıçraması Pazartesi 40, Çarşamba 42, Cuma 39 cm. Antrenman değişmedi, sonuç yine 2–3 cm oynadı. Bir ürünün etkisi bu oynamadan küçükse fark edilmez.
Sporcunun hangi gruba gireceğini yazı-tura gibi şans belirler. Güçlüleri bir gruba yığmak deneyi bozar; kura iki grubu baştan benzer yapar.
Kurayla kurulmuş gruplar, kontrol grubu ve önce-sonra ölçüm. İngilizcesi Randomized Controlled Trial. Jel örneğinde 15 koşucu jel, 15 koşucu plasebo alır; iki grubun 10 km süreleri kıyaslanır.
1. Gözlem: Elit maratoncuların yarış sırasında jel tükettiği görülür. 2. Soru: Bu jeller performansı artırır mı?
3. Hipotez (tümdengelim): Enerji depoları tükendiğinde performans düşer (genel teori); jeller enerji sağlar; o hâlde jel tüketenlerin performansı daha yüksek olacaktır (özel öngörü).
4-6. Deney, analiz, sonuç: Bir gruba jel, diğer gruba plasebo verilir. Jel grubunun ortalama süresi anlamlı derecede daha kısa çıkarsa hipotez desteklenir; çıkmazsa hipotez gözden geçirilir.
Plasebo Kontrollü RCT Tasarımı İstatistiksel Anlamlılık
Araçta hiçbir etkisi olmayan bir bileklik var (gerçek etki = 0 cm). Deneyi yap'a basın.
Kaç sporcu yeşil oldu, yani "bana iyi geldi" diyebilir? Günlük dalgalanma ±2 cm iken yaklaşık üçte biri.
İkinci kutuya bakın: sahte bileklik takanlarda da benzer sayıda "iyi geldi" var. Gruplar arası fark sıfır civarında.
Şimdi gerçek etkiyi 1 cm yapın, deneyi birkaç kez tekrarlayın. Etkiyi tek tek sporcuda mı, gruplar arası farkta mı daha iyi görüyorsunuz?
Kişiden kişiye ya da zamanla değişen her ölçü: boy, sıçrama yüksekliği, nabız, haftada yapılan HIIT sayısı.
İki değişkenin birlikte değişmesi. 8–16 yaş arası çocuklarda ayakkabı numarası büyüdükçe sıçrama da artar; ilişki gerçektir.
Burada yaş: büyüyen çocuğun hem ayağı büyür hem kası güçlenir. Ayakkabıyı büyütmek sıçramayı artırmaz. İngilizcesi confounding.
HIIT: kısa ve çok şiddetli tekrarlar, aralarında dinlenme (ör. 30 sn koş, 30 sn dinlen). VO₂max: vücudun bir dakikada kullanabildiği en yüksek oksijen miktarı; dayanıklılığın temel ölçüsü.
Bu bir ilişki. Zaten fit olan ve disiplinli oyuncular hem HIIT'e daha çok katılıyor hem de VO₂max'ı yüksek olabilir (üçüncü değişken). Nedeni göstermek için aynı oyuncuları önce ölçmek, kurayla gruplara ayırmak ve sonra yeniden ölçmek gerekir.
Gözlem, soru, literatür, hipotez, deney, analiz, sonuç; sonuç yeni bir soru doğurur. Adımlar düz çizgi değil döngüdür.
Günlük dalgalanma etkisiz bir ürünü bile etkili gösterir. Kontrol grubu ve kura olmadan "iyi geldi" cümlesi kanıt sayılmaz.
İki şeyin birlikte değişmesi biri diğerinin nedeni demek değildir; üçüncü bir değişken ikisini birden etkileyebilir.
Plasebo: etkisiz ama gerçeğe benzeyen ürün. RCT: kurayla gruplanan kontrollü çalışma. Randomizasyon: gruplara kura ile atama. Korelasyon: iki değişkenin birlikte değişmesi. Confounding: ikisini birden etkileyen üçüncü değişken. Tümevarım: örneklerden genele. Tümdengelim: genel kuraldan özele.
Bilimsel görünen ama sınanamayan iddialar, Popper, Kuhn ve paradigma değişimi.
"Bu ürün herkeste farklı çalışır" — her duruma uyan açıklama
"Komşumun arkadaşı kullandı, işe yaradı" — sistematik veri yok
Hiçbir bilimsel dergide yayımlanmamış iddialar
Kanıt: Objektif ölçüm, test, gözlem
Yöntem: Sistematik, kontrollü, tekrarlanabilir
Doğrulama: Bağımsız tekrarlama, peer-review
Kanıt: Anekdot, kişisel deneyim, inanç
Yöntem: Rastgele, kontrolsüz, tekrarlanamaz
Doğrulama: Otoriteye başvuru, dogma
Bir antrenman yönteminin "1000 sporcuda işe yaradığını" göstermek onu kanıtlamaz, sadece henüz çürütülmediğini gösterir — buna karşılık iyi tasarlanmış ve tekrarlanmış çalışmalar yöntemin işe yaramadığını gösterirse iddia geçerliğini yitirir. Tek bir aykırı sonuç da ölçüm hatası olabilir; o yüzden o da tekrarlanarak sınanır. Tezinizde "kanıtladım" yerine "desteklendi" veya "çürütülemedi" ifadelerini kullanmanız bu yüzdendir.
Bir alanda çoğu kişinin kabul ettiği sorular, yöntemler ve açıklamalar bütünü. Dönemin "kural kitabı".
Tek bir şaşırtıcı maç tesadüf olabilir. Kurala uymayan gözlemler üst üste gelirse kural kitabı sorgulanmaya başlar.
Anomaliler birikince alan eski çerçeveyi bırakıp yenisini benimser. Kuhn'a göre bilim bu şekilde sıçrayarak ilerler.
Laktat eşiği: kan laktatının hızla yükselmeye başladığı koşu şiddeti; eşiği yüksek olan sporcu hızlı tempoyu daha uzun sürdürür. Koşu ekonomisi: aynı hızda koşarken harcanan oksijen; daha az harcayan daha ekonomik koşar.
Eski paradigma: "Maksimum oksijen tüketimi (VO₂max), elit dayanıklılık performansının en önemli belirleyicisidir." Normal bilim, sporcuların VO₂max değerlerini artırmaya odaklanmıştı.
Anomaliler: Çok benzer VO₂max değerlerine sahip sporcular arasında ciddi performans farkları gözlemlenmesi; VO₂max'ı düşük sporcuların bazen daha yükseği geçmesi.
Yeni paradigma: VO₂max'ın önemli ama tek başına yetersiz olduğu; performansı açıklamada laktat eşiği ve koşu ekonomisi kavramlarının da performansı açıkladığı kabul edildi; bu anlayış eşik antrenmanlarının yaygınlaşmasına katkı yaptı.
Anomali Laktat Eşiği Koşu Ekonomisi
Realizm: gerçeklik bizden bağımsız vardır, ölçeriz. Konstrüktivizm: gerçeklik insanların birlikte kurduğu anlamlarla şekillenir; "iyi sporcu" kavramı buna örnektir.
Pozitivist: bilgi ölçüm ve deneyle edinilir; Ali'nin kalp atışı bilgidir. Yorumlayıcı (interpretivist): Ali'nin "korkuyorum" demesini anlamak da bilgidir.
Nicel: sayılarla, 40 sporcunun sıçrama cm'si. Nitel: sözle, 8 sporcuyla görüşme. Karma yöntem ikisini birleştirir.
Temel soru: "Gerçeklik nedir?" Realizm: performans objektif olarak ölçülebilir. Konstrüktivizm: gerçeklik sosyal olarak inşa edilir.
Temel soru: "Nasıl bilebiliriz?" Pozitivist: laboratuvar testleri kesin bilgi verir. İnterpretivist: sporcunun deneyimi de geçerli bilgidir.
Temel soru: "Nasıl araştırmalıyız?" Kantitatif, kalitatif veya karma yöntemlerden hangisi soruya uygundur?
VO₂max ölçümü ile sporcunun "yorgunluk hissi" arasında hangisi daha değerli bilgidir? Cevap, benimsenen ontolojik ve epistemolojik konuma göre değişir.
Spor bilimlerindeki "aşamalı yüklenme" gibi kurallar kanun değil antrenman ilkesidir. Gerçek bir kanun örneği Newton'un 2. yasasıdır: kuvvet platformu sıçrama ölçümlerini bu yasayla hesaplar.
Yalnız 7 çalışma (%28) üç ölçütün hepsini karşıladı: aynı yönde anlamlı sonuç ve uyumlu etki büyüklüğü.
Tekrar çalışmalarında etkiler, yayımlanan ilk çalışmalardakinden belirgin biçimde küçük çıktı.
Ayak bileğinde 58 meta-analizin 51'i etki bulmadı; yazarlar kullanımı destekleyen kanıt olmadığını belirtti.
Bilimsel görünür ama sınanamaz. "Herkeste farklı çalışır" diyen ürün hangi sonuçla yanlış çıkabileceğini söylemez.
Bin doğrulama bir iddiayı kesinleştirmez; iyi kurulmuş ve tekrarlanmış tek bir aykırı sonuç onu sarsar. Bu yüzden "kanıtlandı" yerine "desteklendi" denir.
Anomaliler birikince alanın ortak kural kitabı değişir. VO₂max'tan laktat eşiğine geçiş buna örnektir.
Psödo-bilim: bilimsel görünümlü, sınanamayan iddia. Anekdot: tek kişinin hikâyesi. Homeostaz: vücudun iç dengesini (ör. kan pH'ı) dar sınırlar içinde tutması. Anomali: kurala uymayan gözlem. Ontoloji: gerçeklik nedir sorusu; metodoloji: nasıl araştırılır sorusu. Genel Uyum Sendromu: Selye'nin, stres altında vücudun yanıtını üç evrede anlatan kuramı.
Kanıta dayalı uygulama, güncel tartışma, görev ve uygulama.
Sadece bilimsel kanıta dayanan bir karar sporcunun bireysel koşullarını görmezden gelebilir; sadece uzman deneyimine dayanan karar güncel araştırmaları kaçırabilir — üçgenin merkezindeki karar, üç köşenin de aynı anda dikkate alınmasını gerektirir.
Geleneksel görüş (sezgisel bilgi): "Acı yoksa, kazanç da yoktur" anlayışı, gelişimin ancak aşırı yorgunluk ve acı ile mümkün olacağını savunur; genellikle eski nesil antrenörlerin kişisel tecrübesine dayanır.
Bilimsel yaklaşım (kanıta dayalı bilgi): Araştırmalar, aşırı ağrı ve yetersiz toparlanmanın sürantrenman sendromuna (overtraining), bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve artan sakatlık riskine yol açtığını göstermiştir. Bilim, "aşamalı aşırı yüklenme" (progressive overload) ve "periyotlama" (periodization) ilkeleriyle, uyumun yüklenme kadar toparlanmaya da bağlı olduğunu güçlü biçimde desteklemektedir.
Sürantrenman Sendromu Aşamalı Aşırı Yüklenme Periyotlama
Gönderilerin %24'ü çoğunlukla, %18'i tamamen yanlış; %55'i kanıta dayalı bilgi vermiyor.
%82'sinde reklam açık değil, %77'sinde çıkar çatışması belirtilmemiş.
Doğruluk ya da kanıt düzeyi ile beğeni, yorum, paylaşım arasında anlamlı ilişki yok.
Bu haftanın beş bilimsel bilgi özelliğini (sistematik, ölçülebilir, tekrarlanabilir, nesnel, yanlışlanabilir) bir "günde ne yiyorum" videosuna uygulayın. Hangisi eksik?
Bilim sınanmış en iyi açıklamayı sunar; tezde "kanıtlandı" değil "desteklendi" denir (Popper, 1959).
Doğrulamalar bir iddiayı kesinleştirmez; iyi tasarlanmış tekrarlı bir yanlışlama onu ciddi biçimde sarsar.
Her sonuca uyan bir açıklama yanlışlanamaz; bu, bilimsel değil sahte bilimsel bir iddianın işaretidir.
Kanıta dayalı uygulamada uzman deneyimi, bilimsel kanıt ve sporcunun değerleriyle birlikte üç ayaktan biridir (Sackett ve ark., 1996).
İyi karar üç şeyden oluşur: bilimsel kanıt, antrenörün deneyimi, sporcunun değerleri. Biri eksikse karar topal kalır.
"Acı yoksa kazanç yok" sezgidir; araştırmalar yetersiz toparlanmanın sürantrenmana ve sakatlık riskine yol açtığını gösteriyor.
TikTok'taki beslenme gönderilerinin yalnız %36'sı tamamen doğruydu ve beğeni sayısı doğrulukla ilişkili değildi.
EBP: kanıta dayalı uygulama, yani üç ayağı birlikte kullanma. Sürantrenman: yetersiz toparlanma yüzünden performansın düşmesi. Aşamalı aşırı yüklenme: yükü kademeli artırma. Periyotlama: yılı yoğunluğu değişen dönemlere bölme. ICC: aynı testin tekrar ölçümlerde ne kadar tutarlı çıktığını gösteren sayı; 1'e yakınsa tutarlı (Hafta 6).
Tek cümle, ölçülebilir hâle getir: kim, ne, ne kadar?
"… yapan sporcuların … değeri, yapmayanlardan daha … olacaktır."
Kaç sporcu, hangi ölçüm, kontrol ya da plasebo grubu nasıl olacak?
"Şu sonucu görürsek iddia çürür": bunu önceden yazın.
| Ölçüt | 1 · Gelişiyor | 2 · Yetkin |
|---|---|---|
| Gözlem ve birim | Testin ne ölçtüğü genel ifadeyle yazılmış. | Test tam olarak neyi, hangi birimle ölçtüğü açıkça yazılmış. |
| Kaynak | Kaynak adı var, künye eksik. | Yazar, yıl ve dergi eksiksiz; kaynak gerçekten açılıp okunmuş. |
| Güvenirlik | ICC değeri yazılmış. | ICC değeri kaynağıyla birlikte yazılmış ve ne anlama geldiği bir cümleyle açıklanmış. |
| İddiayı sınama | Bir iddia yazılmış, sınanabilirliği tartışılmamış. | İddianın yanlışlanabilir olup olmadığı ve hangi ölçümle sınanacağı gösterilmiş; üç bilgi kaynağına örnek verilmiş. |
Arkadaşınızın görevine bir güçlü yön ve bir somut geliştirme önerisi yazın. Puan, önerinin gerekçesini göstermek içindir.
Antrenörün iddiası hangi bilgi kaynağına dayanıyor: otorite, deneyim, bilimsel yöntem?
Aşamalı yüklenme, periyotlama ve sürantrenman hakkında kanıt ne söylüyor?
Antrenörün deneyimini dışlamadan, kanıtı sahaya taşıyan küçük bir deneme önerin.
"Kitaptaki bilgi sahada işlemez. Ben şampiyon yetiştirdim."
Deneyime saygı duyan ama "nereden biliyoruz?" sorusunu soran iki cümle.
1. Etkisiz bir ürünü deneyen 30 sporcudan 10'u "iyi geldi" dedi. En olası açıklama?
Sıçrama, sürat, güç her gün biraz değişir; kontrol grubu olmadan bu dalgalanma "etki" gibi görünür.
2. Tekrar edilen spor bilimi çalışmalarının kaçı tam olarak tekrar edildi (Murphy ve ark., 2025)?
7 / 25 (%28); etki büyüklükleri de belirgin küçüldü.
Ana akışta anlatılanların başka biçimde yinelenmesi; derste atlanabilir, evde okunabilir.
Bir laboratuvar günde binlerce ham veri satırı üretebilir, ama bu verinin yorumlanıp bağlama oturtulması (enformasyon), anlaşılması (bilgi) ve doğru kullanılması (bilgelik) her aşamada daha az veriyle, daha çok emekle gerçekleşir — merkeze doğru daralan halkalar tam da bunu gösterir.
Tümdengelim öncüller doğruysa kesinlik verir ama yeni bilgi üretmez — sonuç zaten öncüllerin içindedir. Tümevarım yeni bilgi üretir ama hiçbir zaman %100 kesin değildir; bilimsel yöntem ikisini birlikte kullanır: tümevarımla hipotez üretir, tümdengelimle test eder.
Disiplinli/genetik yatkınlığı yüksek sporcular hem HIIT'e daha sadık kalır hem de doğal olarak daha yüksek VO₂max'e sahip olabilir — bu durumda HIIT ile VO₂max arasındaki ilişki gerçek ama HIIT'in kendisi tek başına neden değildir; ortak nedeni kontrol etmeden nedensellik iddia edilemez.
"Yeni normal bilim" bir son durak değildir — kendi anomalilerini biriktirmeye başladığında döngü yeniden 3. aşamadan devam eder. VO₂max'tan laktat eşiğine geçiş de kendi içinde yeni bir "normal bilim" kurmuş, ve bu paradigma bugün genetik/kişiye özel antrenman modelleriyle yeniden sorgulanıyor.
Bir araştırmacı "teorileştir" basamağına doğrudan atlayamaz — sağlam bir teori, önce doğru betimleme, sonra mekanizma açıklaması, öngörü ve kontrollü müdahale basamaklarının üzerine inşa edilir.