Halter Özel
Çin HalteriKitapBölüm 4: Halter Öğretim Yöntemleri

Bölüm 4

Halter Öğretim Yöntemleri

5 tablo ~25 dk okuma

Çin halter felsefesi, ancak sporcuya aktarılabildiği ölçüde güçlüdür. Öğretim (coaching) ve antrenman, sporcunun halter eğitim sürecinin iki temel aşamasıdır. Öğretim, sporcunun hiç halter bilgisinin olmadığı ya da temel bilgi, beceri ve tekniklerden oluşan başlangıç düzeyinde bir bilgiye sahip olduğu aşamadır. Antrenman ise sporcunun belirli bir uzmanlık düzeyiyle başladığı ya da ileri düzeyde bilgiye sahip olduğu aşamadır. Öğretim, halter eğitiminin başlangıç aşaması olduğu ve halter için gerekli niteliklerin oluşturulup kullanılmasında temel bir rol oynadığı için, öğretim konusu antrenmanla ilgili bölümlerden önce gelmektedir. Bu bölüm, Çin'de profesyonel eğitim almış antrenörlerin kullandığı yaklaşımları özetlemektedir.

Öğretimin Amacı

Halter öğretimi, sporculara halter performanslarını geliştirmeleri için beceri ve teknikleri bilinçli ve sistemli biçimde öğreten bir süreçtir. Halter öğretiminin amacı, sporcunun 1) iyi bir zihniyet ve çalışma ahlakı oluşturmasını, 2) temel halter bilgisini, becerilerini, tekniklerini ve yöntemlerini öğrenmesini ve 3) atletik niteliklerini ve performansını geliştirmesini sağlamaktır. Etkili bir halter öğretimi, hem genel bilimsel anlayışa hem de beceri oluşumunun öğretimine ilişkin uzmanlığa dayanmalıdır.

Öğretimde En İyi Uygulamalar

Uygulama deneyimi ve araştırmalar sonucunda ortaya çıkan 6 öğretim ilkesi, antrenörün sporcularındaki potansiyeli en üst düzeyde ortaya çıkarmasına olanak tanır. Birincisi, antrenör zihniyet eğitimine ağırlık vermelidir; çünkü insan eylemlerini düşünceler yönetir ve sporcu zihinsel tutumunu çözüme kavuşturmazsa öğretim hedeflerine ulaşılamaz (Jiang 2015). Halterde zihniyet eğitimi, sporculara antrenmanın amacını anlamayı ve öğrenirken öz farkındalık sahibi olmayı öğretmeye odaklanmalıdır. Ayrıca güçlü irade, disiplin, sıkı bir antrenman tarzı, yüksek antrenman standartları ve kolektif düşünce yoluyla dayanışma ruhu geliştirmelidir. Antrenör, antrenman içeriğini sporculara açıklayarak ve antrenman gerekliliklerini ve nasıl ilerleyeceklerini anladıklarından emin olarak iyi bir zihniyet oluşturabilir. Antrenörler bu bilgiyi her antrenmanın başında sunmalı, her antrenman sırasında ve sonrasında pekiştirmeli ve ardından değerlendirmelidir.

İkincisi, antrenör kuram, uygulama ve beceri gelişimini bir araya getirmelidir; böylece sporcular spor dalını ve kendileri için en iyi neyin işe yaradığını daha iyi anlayabilir (Jiang 2015). Kuramsal bölüm, halter antrenmanının ya da antrenman döngüsünün hedefine bağlı olarak tekniğin sistemli öğretimini, seminerleri, görsel-işitsel eğitimi, kendi kendine çalışmayı, tartışmayı ya da diğer yöntemleri içermelidir. Uygulama bölümü antrenman ve yarışmadan oluşurken beceri gelişimi bölümü esas olarak hazırlık etkinliklerinden, yarışma provalarından ve yarışmayı ve hakemlik yapmayı öğrenmekten oluşur. Yeni başlayanlar çok az bilgiyle geldiğinden öğretim, teknik öğretimiyle başlamalıdır; böylece yeni başlayanlar kaldırışların kilit noktalarını kavrayabilir ve doğru hareketlere hızla hâkim olabilir. Bu uygulamadan hareketle yeni başlayanlar, tekniklerinin ve antrenmanlarının arkasındaki kuramı giderek öğrenebilir ve sorunları analiz edip çözme alışkanlığı kazanabilir. Ardından bu beceri ve bilgileri deneme yarışmalarında uygulayabilirler. Çin'deki öğretim deneyimi, kuram ile uygulamanın gerçek spor pratiği bağlamında birleştirilmesinin iyi sonuçlar verdiğini göstermiştir.

Üçüncüsü, Çincede "subay askere öğretir, asker subaya öğretir, asker askere öğretir" diye bir söz vardır; bu, antrenörlerin sürece katılan herkesin bilgisini ve öncü ruhunu tam olarak geliştirebilmek için başkalarından öğrenmeye açık olması gerektiği anlamına gelir. Antrenörler, öğrencilerin birbirlerinin hareketlerini karşılıklı olarak gözlemlemesini, analiz etmesini ve düzeltmesini sağlayacak biçimde örgütlenmeli, böylece onların "küçük antrenörler" rolünü üstlenmesine olanak vermelidir. Antrenörün rehberliği ile sporcunun inisiyatifinin birleşmesi, her ikisinin de daha iyi fikir üretmesini ve karşılıklı olarak öğrenip gelişmesini sağlar (Duan ve Yang 2007). Örneğin sporcular farklı spor geçmişlerine ya da deneyimlere sahip olabilir ve bu nedenle ipuçlarını (cue) farklı biçimde işleyebilir. Antrenör bir hareketi ya da görevi kendi anladığı biçimde ifade edebilir; ancak öğrencilerinin kavramı nasıl anladığını duymak, antrenörün hareketi daha iyi kavramasını ve onu başkalarına öğretme becerisini artırmasını sağlar. Ayrıca öğrenciler birbirleriyle özdeşleşebilir ve birbirlerinin gelişmesine yardımcı olmak için bilgilerini paylaşabilir.

Dördüncüsü, sporcunun spora olan ilgisini korumak, onu daha çok çaba göstermeye yüreklendirmek ve sakatlık riskini azaltmak için sporcuyu teşvik etmek ve bunaltmaktan kaçınmak esastır. Bu uygulamayı hayata geçirmenin birkaç yolu vardır. İlki "kolaydan zora" ilkesidir (Shi 2008). Koparma, omuzlama ve silkme itişini öğretirken antrenör erken dönemde doğrudan tam hareketlere geçmemelidir; çünkü bu hareketler, yeni başlayanların anlayıp doğru biçimde uygulayamayacağı kadar karmaşıktır. Bu nedenle yüksek çekiş ve güç koparma gibi daha karmaşık hareketlere geçmeden önce ölü kaldırış (deadlift) gibi daha kolay egzersizlerle başlamak daha iyidir. Ayrıca koparma, iki hareketten oluşan silkmeye kıyasla tek bir hareket olduğundan daha az karmaşıktır; dolayısıyla önce koparma öğretilmelidir.

Sporcuyu bunaltmaktan kaçınmanın bir başka yolu "yüzeyselden derine" ilkesini kullanmaktır (Ma 2013); bu, antrenörün tam çömelmeli versiyonlardan önce kaldırışların çeşitli derinliklerdeki güç versiyonlarını öğretmesi gerektiği anlamına gelir. Standart ilerleme, güç koparmayı önce çeyrek çömelme pozisyonuna, ardından yarım çömelme pozisyonuna öğretmeyi ve son olarak tam çömelme pozisyonuna geçmeyi içerir. Bu ilerleme, sporcunun hareketi analiz etmesine ve hataları en aza indirirken kaldırışın tüm hareket açıklığı boyunca farkındalığını ve kuvvetini giderek geliştirmesine olanak tanır.

Bir sonraki ilke "hafiften ağıra" ilkesidir (Ma 2013); burada antrenör, sporcunun doğru tekniğe hâkim olmasını sağlamak için hafif barlar ya da hafif ağırlıklar kullanmaya ağırlık verir. Erken dönemde ağır ağırlıklar kaldırmak merkezi sinir sistemi ve kaslar üzerinde önemli bir stres yaratır ve bunların çok erken uygulanması vücudun uyum sağlamasını engeller. Dolayısıyla aşırı ağır yükler kullanmak tekniğin oluşumunu ve tekniğe hâkim olunmasını olumsuz etkiler. Antrenörler ayrıca sakatlığa karşı korunmak ve pervasız davranışları önlemek için güvenliğe önem vermeli, ancak aynı zamanda sporcuyu özgüvenle ve güvenli biçimde antrenman yapmaya teşvik etmelidir.

Beşincisi, her sporcunun özelliklerini bilmek ve bireyselleştirilmiş bir yaklaşım kullanmak esastır (Pan 2015). Antrenör, sporcunun düşüncelerini, öğrenme tarzını, antrenman tarzını, yaşam tarzını, atletik niteliklerini ve diğer yönlerini anlamaya açık olmalıdır. Bu bilgiyle antrenör, mevcut duruma göre öğretim yapabilir. Örneğin bazı sporcular işitsel yolla öğrenir; bu nedenle sözel ipuçlarına ya da kaldırışın ritmine ağırlık vermek onların anlamasına yardımcı olur. Diğerleri daha kinestetiktir ve anlamak için uygulama yapmaya gereksinim duyar; bu nedenle ayak çalışmaları eklemek, kaldırışı yavaşça yönlendirmek ya da kombine hareketler (complex) yaptırmak bu sporcuların anlamasına yardımcı olabilir. Ayrıca bazı sporcular doğal olarak kuvvetlidir ancak koordinasyondan yoksundur; diğerleri ise bunun tersidir. Dolayısıyla koordinasyonu zayıf sporcular, diğerlerine kıyasla daha fazla teknik alıştırmaya gereksinim duyabilir. Tüm bu örneklerde antrenör, sporcunun atletik niteliklerini ve öğrenme tarzlarını anlamak için onu erken dönemde değerlendirmelidir (bkz. Bölüm 19, halterde seçim yöntemleri; Bölüm 7, teknik antrenman).

Son olarak antrenör, öğretim kapasitesini geliştirmeye çaba göstermelidir. Kişinin öğretim ve antrenman yöntemlerinin makul olup olmadığı, bilgiyi anlama, aktarma ve uygulama becerisine bağlıdır. Bu nedenle antrenör kuram, teknik, öğretim, antrenman ve diğer konulardaki en güncel araştırmaları, eğilimleri ve örüntüleri izlemelidir. Öğretim kalitesini artırmak için bu bilgileri kendi deneyimi ışığında değerlendirmelidir. Ayrıca bu konuları diğer antrenörlerle tartışmalı, başka bir antrenörün antrenmanını gözlemlemeli ve başkalarının deneyimlerinden öğrenmelidir. Takım ortamında başantrenör ya da öğretim kurulu, yüksek kaliteli öğretimi güvence altına almak için antrenörün antrenman programını (müfredatını) ve öğretimdeki ilerlemesini denetlemelidir. Başantrenör, antrenörlerin diğer uzmanlardan öğrenebilmesi için seminerler düzenleyebilir ya da herkesin birbirinden öğrenip birlikte gelişebilmesi için kendi aralarında açık antrenman oturumları yapabilir.

Kuramsal Kavramları Aktarma Yöntemleri

Etkili iletişim, sporcuların spor dalını ve antrenörlerinin öğrettiklerinin ardındaki anlamı daha iyi kavramasını sağlar. Bu kavrayış, antrenör ile sporcu arasındaki ilişkiyi daha sinerjik kılar ve sporcunun en yüksek potansiyeline ulaşmasına yardımcı olur. Antrenörün iletişim için kullanabileceği 4 ana yöntem vardır; ancak seçim, sporcunun öğrenme tarzına ve sporcunun (ve antrenörün) zaman kısıtlarına bağlıdır.

İlk yöntem "klasik yöntem" olarak bilinir; burada antrenör zor kavramların kilit noktalarını vurgular. Örneğin antrenör, ekstansiyon sırasında eklemlerin eşzamanlı açılmasının yerçekimi ilkelerini nasıl karşıladığını açıklayabilir. Bu yöntem, sporcunun halter literatürünün özsel içeriğini anlamasına yardımcı olabilir; ancak ağırlıklı olarak sözeldir, bu da sıkıcı olabilir ve öğrenciden odaklanmış bir dikkat gerektirir. Dolayısıyla çok çeşitli öğrencilere öğretim yapmak için elverişli değildir. Daha modern bir yöntem "çoklu ortam yaklaşımı" olarak bilinir; bu yaklaşım, öğretim içeriğinin ayrıntılarını ve kilit bölümlerini bütüncül biçimde sunmak için video, ses, çizelge, grafik ve diğer medyayı kullanır. Bu durumda antrenör, doğru kuvvet uygulaması yapan sporcuların videolarını gösterebilir, hatta sporcunun kendi videolarını bu videolarla karşılaştırabilir. Daha ileri düzeydeki sporcular kuvvet üretimi grafiklerini ve diğer verileri inceleyebilir. Bu çoklu ortam yaklaşımı daha sezgiseldir ve bellekte tutma açısından daha iyidir; ancak antrenör için daha fazla iş gerektirir, bu da büyük sporcu gruplarını yönetirken zor olabilir.

Bir başka yöntem "tartışma yöntemi" olarak bilinir; burada sporcular deneyimlerine ya da okudukları içeriğe dayanarak sorular hazırlar. Takım arkadaşları olası yanıtları, özeti ve son açıklamayı yapan antrenörün rehberliğinde tartışır. Örneğin bir sporcu, amacı daha kuvvetli ve daha dikey açılmak olan bir ipucunun ardındaki anlamı sorgulayabilir; takım arkadaşları da olası anlamı ya da ipucunu nasıl içselleştirdiklerini tartışabilir. Bu arada antrenör, ipucuna açıklık getirmek için tartışmayı yönlendirir. Antrenör ayrıca sporculara kendi kaldırışlarının videosunu gösterebilir ve tartışmayı yönlendirirken onlardan güçlü ve zayıf yönleri analiz etmelerini isteyebilir. Bu yöntem öğretme ile öğrenmeyi bütünleştirir; dolayısıyla hızlı öğrenmeye ve sporcuları antrenmanları üzerine düşünmeye teşvik etmeye çok elverişlidir. Ancak birkaç sporcudan fazlası söz konusu olduğunda bu yöntem daha fazla zaman alır.

Bazen sporcular ne soracaklarını ya da kaygılarını nasıl dile getireceklerini bilemeyebilir; bu nedenle alternatif bir yöntem olan "sorgulama yöntemi" 3 adımdan oluşur. Önce antrenörler bilgi verir, ardından öğrenciler kavramı öğrenmek için kendi analizlerini yapar ve antrenör sporcuya bu süreçte rehberlik eder. Örneğin antrenör, sporcuları dikey kuvvet üretmenin en iyi yolunu bulmaya zorlayabilir. Ardından sporcular, 3 yerçekimi ilkesini fark edene kadar antrenörün geri bildirimleriyle sorunu analiz eder. Bu öğretim yöntemi öğrencileri keşfederek ve araştırarak öğrenmeye motive edebilir; ancak sporculara doğrudan söylemeye kıyasla öğrenmesi daha uzun sürer.

Teknik Öğretim Yöntemleri

Sporculara doğru tekniği öğretmenin birçok yöntemi vardır. Antrenörler, Çin halter felsefesinin 3 yerçekimi ilkesini ve 5 Sözcük'ünü uygulayan genel bir öğretim yaklaşımına sahip olmalıdır; ancak yaklaşımları, sporcunun anlayış düzeyini, spor geçmişini, alışkanlıklarını ve performansını hesaba katacak kadar esnek olmalıdır. Farklı yöntemlerin sporcunun öğrenme sürecinde uygun yerleri vardır ve antrenörler gerektiğinde birden fazla yöntem kullanmalıdır. Bu çeşitlilik, sporcunun halter tekniğine hâkim olmasını sağlarken halteri inceleme ve daha fazla öğrenme hevesini de artırır.

Gösterim ve Açıklama

Gösterim ve açıklama, sporcuların halter hareketlerine ilişkin doğru bir kavram oluşturmasına yardımcı olan birincil yöntemdir. "Gösterim", antrenörün (ya da deneyimli, görevlendirilmiş bir sporcunun) somut hareketleri örnek olarak kullanması ve böylece yeni başlayanların doğru bir egzersizi gözünde canlandırıp yapısını analiz edebilmesi anlamına gelir. "Açıklama" ise antrenörün bir hareketin adını, amacını ve temel gerekliliklerini dil yoluyla açıklayarak sporcuyu tekniği kavramsal olarak anlamaya yönlendirmesi anlamına gelir. Yeni başlayanlar halter ve kendi bedenleri hakkında derinlemesine bir anlayıştan yoksun olduğundan, doğru bir gösterim ve açıklama, sporcuların koparma ile silkmeyi nasıl anlayacakları ve gelecekte nasıl kavramsallaştıracakları üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Genel olarak gösterim ve açıklama, sporcunun öğrenmesini güçlendirmek için birlikte kullanılır; ancak genellikle önce gösterim, ardından açıklama gelir. Açıklamanın gösterimden önce geldiği durumlar da vardır, ancak bu, önceden belirli bir bilgi düzeyine sahip sporcularda işe yarar.

Bu öğretim yöntemi kullanılırken gösterimin doğru olması kritik önem taşır; çünkü sporcular gösterimi kopyalamaya çalışacak ve antrenman sırasında kavramsal anlayışlarını bunun etrafında kuracaktır. Yanlış gösterim, kötü teknik alışkanlıkların gelişmesinin en yaygın kaynaklarından biridir. Ayrıca antrenör, harekete ve amaca göre değişebilen en iyi gösterim yönünü ve mesafesini seçmelidir. Örneğin koparma ve silkmeyi göstermek için en iyi konum ön ve çapraz açılardır; çünkü sporcu, hareketin tamamını halterin üzerindeki plakalar tarafından engellenmeden gözlemleyebilir. Yandan gösterim, sporcunun halterin yolunu ya da silkme itişindeki makas hareketini izlemesine olanak tanırken önden gösterim, sporcunun yakalama sırasındaki doğru ayak ayarlamasını gözlemlemesini sağlar. Mesafe açısından, gösterim mesafesini belirleyen ana etkenler antrenman alanının büyüklüğü ve düzenidir. Ancak bu kısıt dışında, tam hareketler en iyi sporcudan yaklaşık 4–5 metre uzaktan gösterilirken bir hareketin tekil ya da ayrıntılı bölümleri çok daha yakından gösterilebilir.

Açıklamalar da doğru olmalıdır; ancak daha da önemlisi, sporcunun anlayış düzeyine uygun olmalıdır. Sporcuyu bunaltmamak için açıklamaların kısa ve öz, kolay anlaşılır, (sporcunun bakış açısından) açık ve mantıklı biçimde ifade edilmiş olması yararlıdır. Ayrıca antrenör çizelge, tablo, model, slayt, film ve video gibi görsel araçlar kullanarak açıklamalarını güçlendirebilir. Sporcunun anlayışını değerlendirirken antrenör, soru sorarken sporcuyu yönlendirmemelidir; aksi takdirde sporcu kendi anladığını değil, antrenörün duymak istediğini düşündüğü şeyi söyler.

Parçalara Ayırma Yöntemi

Bu yöntem, koparma, omuzlama ve silkme itişini Bölüm 7'de (teknik antrenman) ortaya konan ayrıma göre parçalara böler ve ardından parçaları birleştirerek tam bir hareket oluşturur. Antrenör, sporcuların her bölümün amacını, kilit noktalarını ve katılan ana kasları anlamasını sağlamak için açıklama, gösterim ve uygulamadan yararlanır. Antrenmanın başlangıç evrelerinde sporcular koparma, omuzlama ve itişleri çoğu zaman gergin, kontrolsüz ve fazladan hareketlerle yapar. Bu yöntemin yararı, öğretim sürecini basitleştirmesidir; böylece sporcular, bir kısmi hareketten diğerine olan ilişkiyi kavradıkları sürece hareketlere daha kısa sürede hâkim olabilir. Bu daha hızlı anlama ve hâkimiyet, sporcuyu olumlu düşünmeye itebilir ve hareketi gözlemleyip analiz etme becerisini geliştirebilir.

Koparma, omuzlama ve silkme itişi için her birinin kendine özgü yeri ve zamanı olan birkaç parçalara ayırma stratejisi vardır. İlki basit parçalara ayırma yöntemidir; burada sporcu sıradaki her adımı öğrenir ve sonra bir sonraki adıma geçer. Tüm adımlara hâkim olunduğunda adımlar birleştirilerek tam hareket oluşturulur. Örneğin Tablo 4–1, koparma, omuzlama ve itişler için bu ayrımın bir örneğini göstermektedir. Bu yöntemle koparmayı öğrenirken sporcu önce başlangıç pozisyonunu, ardından koparma ölü kaldırışını, koparma çekişini ve baş üstü skuatı öğrenir. Sporcu bu hareketlerin her birine hâkim olduğunda, bunları bir araya getirerek tam koparma yapmayı dener. Bu yöntemin avantajı, sporcunun yalnızca belirli adımlara odaklanmasına olanak tanımasıdır; ancak antrenör, sporcuyu eylemleri bütüncül bir harekete bağlaması için yönlendirmelidir, aksi takdirde kaldırış parçalı olur ve ritmi belirsizleşir. Bu yöntem yeni başlayanlarda iyi işleyebilir; çünkü yeni başlayanlar henüz teknik hakkında bütünlüklü bir kavrama sahip değildir ve bunun yerine genel hareketlere hâkim olmaya odaklanabilirler.

İkinci yöntem aşamalı parçalara ayırma yöntemidir; burada sporcu birinci adımı, ardından ikinci adımı öğrenir ve üçüncü adımı öğrenmeden önce bu adımları tek bir harekette birleştirir. Bu yöntemde "birinci adım", giderek tüm hareketin daha büyük bir bölümünü oluşturur. Tablo 4–2 bu yöntemi koparma, omuzlama ve itişler için göstermektedir. Koparmayı örnek alırsak sporcu önce başlangıç pozisyonunu, ardından koparma ölü kaldırışına nasıl başlayacağını öğrenir. Sporcu bu iki adıma hâkim olduğunda kuvvet ekleyerek koparma çekişini oluşturur. Sporcu daha sonra yüksek çekişin tepe noktasından koparmayı nasıl çevireceğini öğrenir ve bu adımı koparma çekişiyle birleştirerek güç koparmayı oluşturur. Son olarak sporcu baş üstü skuat yapmayı öğrenir ve bu hareketi güç koparmasıyla birleştirerek tam koparmayı oluşturur. Bu yöntem, hareketleri basit parçalara ayırma yöntemine göre daha erken ve daha sık bütünleştirir. Sporcuların adımlar arasındaki ilişkiyi sıkılaştırmasına ve farklı hareketler arasında özdeş hareket kalıplarını hedeflemesine olanak tanır. Antrenör özdeş hareket kalıplarını vurgulamalıdır; aksi takdirde kolay bir hareketten (ör. ölü kaldırış) daha karmaşık bir harekete (ör. koparma çekişi) aktarım daha az olur. Bu durumda sporcu, teknik hâkimiyet için gereken doğru kas belleğini geliştiremez. Dolayısıyla bu yöntem, temel kaldırış hareketlerinde halihazırda bir miktar deneyimi olan ve doğru bir teknik kavramı oluşturmakta olan sporcularda iyi işler.

Üçüncü yöntem yinelemeli parçalara ayırma yöntemidir; burada sporcu birinci adıma hâkim olur ve ardından tam hareket tamamlanana kadar birinci adımı giderek daha uzun bir hareket açıklığı boyunca yineler. Aşamalı ve yinelemeli yöntemler arasındaki temel fark, aşamalı parçalara ayırmanın hareketi ayrı adımlara bölmesi, yinelemeli parçalara ayırmanın ise hareket açıklığının sporcunun zorlanabileceği belirli bir bölümüne odaklanmasıdır. Tablo 4–3'teki koparma örneğini kullanırsak sporcu diz üstünden güç koparma ile başlayabilir, ardından barı diz üstüne indirip yarım koparma yapabilir, sonra barı yeniden indirip diz üstünden tam koparma yapabilir. Güç koparma tam koparmadan daha kolay olduğundan bu yöntem "kolaydan zora" gitmek olarak bilinir ve daha yeni sporcular için yararlıdır. Antrenör hareketlerin sırasını tersine de çevirebilir; bu "zordan kolaya" gitmek olarak bilinir ve kaldırışlar hakkında belirli bir anlayış ve yeterliliğe sahip orta düzey sporcularda iyi işler. Bu yöntemin her iki varyasyonunun avantajı, haltercıyı sorunlu bir bölge üzerinde yinelemeye zorlamasıdır. Dolayısıyla bu yöntem, sporcunun temel hareketleri ve bunların birbirleriyle ilişkisini sağlam biçimde kavramış olmasını gerektirir; ancak sporcu, daha geniş hareket açıklıkları boyunca doğru hareketi korumak için rehberliğe gereksinim duyar. Yöntemin çok erken kullanılması sporcuları bunaltabilir ya da kötü alışkanlıkların hareketin uygulanışını belirlemesine yol açabilir.

Tablo 4–1. Koparma, Omuzlama ve İtiş için Basit Parçalara Ayırma Yöntemi
HareketAdım 1Adım 2Adım 3Adım 4Adım 5 (tam hareket)
KoparmaBaşlangıç PozisyonuKoparma Ölü KaldırışıKoparma ÇekişiBaş Üstü SkuatTam Koparma
OmuzlamaBaşlangıç PozisyonuOmuzlama Ölü KaldırışıOmuzlama ÇekişiÖn SkuatTam Omuzlama
Makas İtişBaşlangıç PozisyonuÇöküş (Dip)Sürüş (Drive)MakasMakas İtiş
Güç İtiş / Çömelerek İtişBaşlangıç PozisyonuÇöküş (Dip)Sürüş (Drive)Baş Üstü Skuat (çeyrek veya tam)Güç İtiş / Çömelerek İtiş
Tablo 4–2. Koparma, Omuzlama ve İtiş için Aşamalı Parçalara Ayırma Yöntemleri
HareketAdım 1Adım 2Adım 3 (= 1 + 2)Adım 4Adım 5 (= 3 + 4)Adım 6Adım 7 (= 5 + 6)
KoparmaBaşlangıç PozisyonuKoparma Ölü KaldırışıKoparma ÇekişiKas Koparma (muscle snatch)Güç KoparmaBaş Üstü SkuatTam Koparma
OmuzlamaBaşlangıç PozisyonuOmuzlama Ölü KaldırışıOmuzlama ÇekişiOmuzlama Dönüşü (turnover)Güç OmuzlamaÖn SkuatTam Omuzlama
Makas İtişBaşlangıç PozisyonuÇöküş (Dip)Çöküş Kuvveti (pre-squat force)Bacaklarla Sürüş, Makas ve Ayak ToparlamaMakas İtiş——
Güç İtiş / Çömelerek İtişBaşlangıç PozisyonuÇöküş (Dip)Çöküş Kuvveti (pre-squat force)Bacaklarla Sürüş ve Kaydırmalı ya da Kaydırmasız ÇömelmeGüç İtiş / Çömelerek İtiş——

Gösterim: parantez içindeki toplamlar, ilgili adımın hangi önceki adımların birleştirilmesiyle oluştuğunu belirtir.

Tablo 4–3. Koparma, Omuzlama ve İtiş için Yinelemeli Parçalara Ayırma Yöntemleri
HareketAdım 1Adım 2Adım 3Adım 4
KoparmaDiz Üstünden Güç KoparmaDiz Üstünden Yarım KoparmaDiz Üstünden Tam KoparmaTam Koparma
OmuzlamaDiz Üstünden Güç OmuzlamaGüç OmuzlamaDiz Üstünden Tam OmuzlamaTam Omuzlama
Makas İtişBaş Üstü Presİtmeli PresGüç İtişMakas İtiş
Güç İtiş / Çömelerek İtişBaş Üstü Presİtmeli PresGüç İtişÇömelerek İtiş

Yukarıdaki stratejilerin tümünün teknik öğreniminde yeri vardır ve ilerlemedeki adımların sayısı ve türü, sporcunun anlayışına, spor geçmişine, alışkanlıklarına ve performansına bağlı olarak değişebilir. Shi (2008), Jilin Eyaleti'nde çeşitli düzeylerdeki 43 genç haltercı üzerinde yaptığı çalışmada, sporcuların hareketleri parçalara ayırmadan önce tam hareketleri gözlemlemesi durumunda parçalara ayırma stratejilerinin daha etkili olduğunu bulmuştur. Bu gözlem, kaldırışın bütünlüklü bir imgesini yerleştirir ve sporcuların parçalara ayırmadaki farklı hareketler arasındaki ilişkiyi anlamasını ve bunları koordine etmesini kolaylaştırır. Ayrıca bu, sporcuların kaldırışları analiz etme becerisi geliştirmesine yardımcı olur. Antrenörler, sonraki adımlara geçmeden önce sporcuların her adıma hâkim olduğundan ve adımları birleştirirken akıcı hareket sergilediğinden emin olmalıdır; aksi takdirde sporcular tüm hareketi yeterince iyi kavrayamayabilir ve hareketleri parçalı kalabilir.

Tekrar Öğretim Yöntemi

Tablo 4–4. Tekrar Öğretim Yöntemi
Etken / TürYüksek yoğunlukOrta yoğunlukDüşük yoğunluk
1TM (bir tekrar maksimum) yüzdesi%90–100%70–90%50–70
Set başına tekrar1–33–55–8
Dinlenme süresiTamGörece yeterliGörece yeterli

Teknik hâkimiyet binlerce tekrar gerektirir ve teknik; artan ağırlık, tekrar sayısı ve dinlenme miktarıyla kolayca değişebilir. Bu nedenle antrenörler, sorunları yalıtmak ve tekniği geliştirmek amacıyla belirli ağırlıklarda kaldırış çalışmak için tekrar yöntemini kullanır. Yoğunluk, hacim ve dinlenme süresine göre bu öğretim yöntemi, Tablo 4–4'te gösterildiği gibi düşük, orta ve yüksek yoğunluklu tekrar yöntemleri olarak ayrılabilir. Bu yöntemler, doğru teknik hakkında temel bir anlayışa ve deneyime halihazırda sahip olan sporculara ayrılmıştır.

Düşük yoğunluklu yöntem, tam bir hareketi yapabilen yeni başlayanlar için, ancak aynı zamanda sakatlıktan ya da antrenman arasından dönen daha üst düzey haltercılar için kullanılır. Orta yoğunluklu yöntem antrenmanda en yaygın kullanılan yöntemdir; özellikle yarışmadan uzak dönemlerde kullanılır, çünkü sporcular hareketlerini keskinleştirirken güç ve kuvvet geliştirebilir. Yüksek yoğunluklu yöntem, ileri düzey sporcuların yarışmalara hazırlanmasına ya da yüksek performans düzeyini korumasına yardımcı olur. Bu yöntemlerin avantajı, aynı teknik hareketi tekrarlayarak yerleşik bir hareket kalıbı oluşturmalarıdır. Ayrıca hareketin tamamına odaklanırlar; bu da kaldırışın önceki yöntemlerle öğrenilen bölümlerinin bütünleştirilmesine yardımcı olur. Aynı zamanda bu yöntemler, hareketin bozulabileceği tekil bölümlere müdahale etmeye elverişli değildir; dolayısıyla sürekli tekrarlar kötü bir hareket kalıbını yerleştirebilir. Bu nedenle antrenör, hataları düzeltmeye sürekli dikkat etmeli ve sporcuyu ustaca bir harekete yönlendirmelidir.

Dönüştürme Yöntemi

Sporcular teknik hareketleri öğrenirken zaman zaman hayal kırıklığına uğrayabilir; bu nedenle dönüştürme yönteminin amacı, sporcunun tepkisini değiştirmek ve halter tekniğini öğrenme hevesini artırmaktır. Antrenörler hacmi, yoğunluğu ve öğretim yöntemini ayarlayabilir. Örneğin çekiş sırasında sporcu kuvveti doğru uygulamayabilir; bu da dengesini kaybetmesine ve kollarıyla çekmesine neden olur. Ancak gösterimler sorunu çözmekte başarısız olursa uygulamaya devam etmek kötü hareket kalıpları geliştirir ve sporcuyu hayal kırıklığına uğratabilir. Bu durumda antrenör; yoğunluğu azaltarak, başka hareketler ya da alıştırmalar çalıştırarak ve kaldırışları öğretmek için farklı yollar kullanarak öğretim yöntemini dönüştürebilir. Bu strateji dikkati mevcut durumdan uzaklaştırır ve o çalışmayı başka bir zamana bırakır. Bu tür değişikliklerin avantajı, sporcunun yine de doğru bir hareket kalıbıyla antrenman yapmasına ve halter özelliklerini geliştirmesine olanak tanımasıdır. Dezavantajı ise aşırı kullanımının sporcunun zorlukların üstesinden gelme becerisini etkileyebilmesi ve onu teknik sorunları çözmekten kaçınmaya yöneltebilmesidir.

Sözel Komutlar

Koparma ve silkme hızlı hareketler olduğundan hareketin yönü, hızı, yolu ve ritmine ilişkin teknik gereklilikler çok katıdır. Hu vd. (2001) tarafından yapılan araştırma, bir ipucunun etkililiğinin birkaç etkene bağlı olduğunu belirtmektedir. Birincisi, antrenörün uygun biçimde ipucu verebilmesi ve sporcuların doğru yön ve ritim duygusunu hızla oluşturmasına yardımcı olabilmesi için tekniği doğru anlamış olması gerekir. İkincisi, antrenörler sporcuların hareket sırasında herhangi bir hata yapıp yapmadığını saptayabilmelidir. Üçüncüsü, ipuçlarının kullanılabilmesi için antrenörler ile sporcular arasında belirli bir güven olmalıdır; aksi takdirde sözel komutlar dikkat dağıtabilir ya da amaçlanan sonucu aktaramayabilir. Dördüncüsü, komutların ardındaki niyet kısa, öz ve doğru olmalıdır. Genellikle çoğu komut sayılar, tek sözcükler ya da kısa ifadeler içerir. Örneğin koparma çekişi sırasında antrenör, ekstansiyon sırasında doğru pozisyonun ve hızın oluşmasına yardımcı olmak için "hızlı" sözcüğünü kullanabilir. Ayrıca dirsekleri kaldırmanın etkilediği zamanlamayı, kapsamı ve diğer parametreleri güçlendirmek için "dirsekleri kaldır" ifadesi kullanılabilir.

Sözcük ya da ifade ne olursa olsun antrenör hareketin ritmine dikkat etmeli ve komutun tonu ile hızının her eylemin teknik gerekliliğiyle örtüştüğünden emin olmalıdır. Örneğin Tablo 4–5 koparma sırasındaki örnekleri göstermektedir. Başlangıç pozisyonu her iki kaldırışın da en uzun süren evresidir; bu nedenle sporcuyu odaklanmış tutmak için komut nötr olabilir. Halter yerden kalkarken görece yavaş hareket eder; dolayısıyla ölü kaldırış sırasındaki komut da nötrdür. Ancak sporcu ekstansiyon sırasında maksimal kuvvet uygularken ipucu kısa, yoğun ve yüksek sesli olmalıdır. Ayrıca yakalama hemen ardından gerçekleştiğinden buradaki komut da yoğundur. Tablo 4–5 ayrıca omuzlamanın doğasında bulunan teknik gereklilikleri yansıtmak üzere omuzlama için komutların farklı bir kullanımını göstermektedir. Aynı tür hareketler olduğundan koparmadakiyle aynı komutlar izlenebilir; ancak haltercı omuzlamayı yakaladıktan sonra ayağa kalkmak zorunda olduğundan (bu çoğu zaman yavaş ve istikrarlı bir harekettir), kalkış için buna uygun ipucu verilmelidir.

Antrenörün Tablo 4–5'te listelenen kaldırış evrelerinin her biri için ipucu vermesi gerekmez. Bunun yerine komutlar, Hu vd. (2001) tarafından ortaya konan etkenleri izlemeli ve sporcunun sağlığını ve zihinsel durumunu hesaba katmalıdır. Bazı sporcuların heyecanlanmak için sözel komutlara gereksinimi vardır; diğerleri kaldırışın bir bölümünü pekiştirmek için komutlara gereksinim duyar vb. Dolayısıyla sözel komutlar bireye göre uyarlanmalı ve antrenör ile sporcu arasında geliştirilmelidir.

Ayrıca sözel komutlar, belirli bir görevden kaçınmaya değil, onu yapmaya yönelik ipuçlarına odaklanmalıdır. Örneğin sporcu çekiş sırasında halteri yeterince yakın tutamıyorsa sporcuya dengesini kaybetmekten kaçınmasını söylemek yerine dengesini korumasını söylemek daha kolaydır. Bu ipucu verme biçimi sporcunun zihinsel tutumu açısından daha elverişlidir; çünkü görevi, bir hatadan kaçınma yerine daha fazla çaba gösterme çerçevesine oturtur. Komutları bu biçimde ifade etmek sporcunun hareketlerinde tereddüt etmesini önler. Örneğin sporcular bazen diz ekstansiyonu (geriye doğru yatay kuvvet üretir) ile kalça ekstansiyonu (öne doğru yatay kuvvet üretir) arasındaki zamanlama ya da büyüklük dengesizliği nedeniyle tam açılamaz. Diz ekstansiyonunun daha yavaş ya da daha zayıf olduğu varsayılırsa haltercılara kalçaların ürettiği kuvveti sınırlamalarını söylemek yerine dizlerde daha fazla kuvvet uygulamalarını komut etmek daha kolaydır.

Tablo 4–5. Komut Örnekleri
KaldırışHareket EvresiKomut
KoparmaBaşlangıç PozisyonuDenge...
KoparmaÖlü KaldırışYumuşak
KoparmaEkstansiyonHaydi!!!
KoparmaYakalamaSabit!!!
OmuzlamaBaşlangıç PozisyonuDenge...
OmuzlamaEkstansiyonHaydi!!!
OmuzlamaYakalamaKalk!!!
OmuzlamaKalkışDenge...
Omuzlamaİndirmeİndir

Gösterim: "!!!" komutun kısa, güçlü ve yüksek sesli olması gerektiğini; "..." komutun sakin ve yavaş olması gerektiğini belirtir.

Kinestetik Yöntem

Bazı durumlarda, özellikle yeni başlayanlarda, sporcu sözel komutları işleyip içselleştirecek sözcük dağarcığından yoksundur. Ayrıca sözel komut üzerine bedenini ya da hareketini ayarlamak için gerekli beden farkındalığından yoksundur ya da gösterilen hareketleri doğru biçimde yinelediğine (yanlışlıkla) inanabilir. Bu durumlarda kinestetik yöntem son derece yararlı bir araçtır. Bu yöntem, antrenörün bir çubuk ya da ellerini kullanarak sporcuyu doğru pozisyona yerleştirmesini gerektirir. Antrenör, sporcuya belirli bir görevi hatırlatmak için kilit eklemlere, denge noktalarına, kaslara vb. işaret edebilir. Örneğin başlangıç pozisyonunda sporcular bazen yeterince güçlü bir sırt kavisi korumaz; bu durumda antrenör, bu kasları etkinleştirmelerini hatırlatmak için sporcunun sırt dikleştirici kaslarına (erektörler) hafifçe vurabilir ya da bir çubukla üst sırtına dokunabilir.

Ayrıca antrenör, sporcuyu kaldırışı yaparken belirli bir alanda kalmaya zorlayan bir sınır olarak çubuk kullanabilir. Örneğin sporcu makas itiş sırasında öne eğildiğinde antrenör çubuğu vücudun önünde tutabilir; böylece sporcunun aşamayacağı bir referans noktası oluşur. Bu yöntemin bir başka varyasyonu, sporcuya bir hareket boyunca fiziksel olarak rehberlik etmektir. Örneğin bir sporcu, ekstansiyon sırasında dizlerin geriye doğru yatay kuvvetlerini kalçaların öne doğru yatay kuvvetiyle dengelemekte zorlanabilir. Bu durumda antrenör, ellerini diz ve kalça kasına (gluteus) koyarak haltercıyı bu bölgelerde eşzamanlı kuvvet uygulamaya yönlendirebilir. Kinestetik yöntem, kusurlarının farkında olmayan ve sözel ya da görsel talimata yanıt vermekte güçlük çeken haltercılara rehberlik etmenin son derece etkili bir yoludur.

Hataları Düzeltme Yöntemleri

Teknik kusurlar, fiziksel zayıflıklar ve yanlış öğretim gibi bir hatanın birçok nedeni vardır; ancak antrenör, hataları düzeltmeye çalışmadan önce onları saptamak için adımlar atmalıdır. Antrenörün durduğu yer hataları saptamak açısından çok önemlidir; antrenör, sporcuların çalışmasının çoğunu kolayca gözlemleyebileceği ve sorunları hemen saptayabileceği, görüş alanının geniş olduğu bir noktada durmalıdır. Ayrıca antrenör, antrenman tesisinde benzer başka noktalar aramalı ve bunlar arasında dolaşmalıdır; böylece sporcuların hareket kalitesinin yüksek olmasını sağlamak için antrenmanı çeşitli açılardan izleyebilir. Bu uygulama, antrenörün antrenman boyunca uyanık ve düzenli kalmasına yardımcı olabilir. Bireysel düzeyde 90°'lik bir açı, sporcunun dengesini ve 3 yerçekimi ilkesine uyup uymadığını analiz etmek için net bir görüş sağlar. Ancak ağırlık plakası halteri gizlediğinden antrenörler, eklem hareketlerini ve teknik ayrıntıları analiz etmek için sporcuya 45° açıyla durmalıdır. Buradan antrenör hataları düzeltmeye geçebilir.

Genel olarak antrenörler teknik hataları düzeltmek için birkaç yöntem kullanır. İlk yöntem, bireysel bir sporcunun teknik sorunlarını ortaya çıktığı anda ele alarak sporcunun antrenman sırasında kötü bir alışkanlık geliştirmesini önleyen "bireyselleştirilmiş yöntem"dir (Pan 2015). İkinci yöntem "toplu düzeltme yöntemi"dir; burada antrenör takımın çalışmasını durdurur ve takıma evrensel teknik sorunları hatırlatmak için gösterim, açıklama, grup eleştirisi ya da diğer yöntemlerle sporcunun teknik sorununu düzeltmek üzere herkesi toplar. Bu yöntem en iyi antrenmanın başında ya da bir egzersizin başlangıcına yakın düzenlenir; böylece sporcuların antrenörün yorum ve özetinden sonra teknik sorunlarını düzeltmek için hâlâ zamanı olur. Üçüncü yöntem "yardımcı hareket yöntemi"dir; burada antrenör, sporcunun atletik temelini güçlendirmek ve antrenmanın tüm yönlerinde ilerleme sağlamak için çeşitli yardımcı hareketler kullanır. Bu yöntem, teknik hatanın kuvvetten kaynaklandığı (yani yalnızca daha yüksek yoğunluklarda ortaya çıktığı) durumlarda iyi işler.

Sakatlığı Önleme Yöntemleri

Antrenörler, sakatlığı önlemek ve sporcuların teknik hareketlere daha iyi hâkim olmasını sağlamak için doğru emniyet alma (spotting) yöntemlerini öğrenmeli ve öğretmelidir. Tümünün erken yaşta öğretilmesi ve sporcular tarafından ciddiye alınması gereken birkaç yöntem vardır. En yaygın yöntem "çift emniyetçi" yöntemidir; bu yöntemde emniyetçi (spotter), haltere yaklaşık 15–20 cm mesafede, haltere dönük ve her iki avuç içi yukarı bakacak biçimde durur. Emniyetçilerin ellerini çanak biçiminde tutup parmaklarını birbirine geçirmesi ve ardından ellerini, her iki kol hafifçe bükülü olacak şekilde vücudunun önüne yerleştirmesi en uygunudur. Sporcu halteri kaldırdığında emniyetçiler ellerini halterin hemen altına yerleştirir ve el biçimlerini değiştirmeden ve haltere dokunmadan onun hareketini izler. Sporcu başarısız olduğunda ya da halteri destekleyemediğinde emniyetçiler, koruma amacıyla halteri zamanında iki elle yakalamalı ve halteri yere bırakmadan önce sporcunun uzaklaşmasına izin vermelidir.

Emniyetçiler her zaman sporcuya ve haltere odaklanmış olmalı ve sporcuyu koruma sorumluluğunu üstlenmelidir. Emniyet alırken hızlı ve isabetli olmak kritik önem taşır; çünkü her iki emniyetçinin halteri aynı anda yakalaması gerekir, aksi takdirde bir taraf yakalayıp diğer taraf kaçırdığında sakatlık oluşabilir. Dolayısıyla emniyetçiler, sporcuyu hazırlamak için stratejilerini onunla konuşmalı ve kaldırışı devralırken hangi işaretlere bakacakları konusunda kendi aralarında anlaşmalıdır. Bu anlaşma, emniyetçilerin sporcudan ya da diğer emniyetçiden onay beklemek yerine yalnızca haltere ve sporcuya odaklanmasına olanak tanır; onay beklemek emniyet alma sırasında tereddüde yol açabilir. Bu yöntem yardımcı hareketlerde olduğu kadar yarışma hareketlerinde de işe yarar. Koparma ya da omuzlamada emniyet alma genellikle, belirli bir ağırlık için henüz zihinsel özgüvene ya da teknik aşinalığa sahip olmayan yeni başlayanlara ayrılmıştır. Bu durumlar genellikle nadirdir; çünkü sporcular daha ağır ağırlıklara ya da daha zorlu hareketlere geçmeden önce tekniği kademeli olarak oluşturur. Ayrıca sporcu barda 10 kg'lık plakadan daha küçük plakalarla kaldırış yapıyorsa halteri bırakmayı tamponlayacak plaka yüksekliğine sahip değildir; dolayısıyla bu aşamada emniyet alma önemlidir.

Bir başka güvenlik önlemi "tek emniyetçi yöntemi"dir; burada emniyetçi, kaldırışa göre sporcunun önünde ya da arkasında durur ancak sporcunun hareketini engellemez. Bu yöntem çömelmeli koparma, derin çömelme, bench press ve diğer egzersizlerde işe yarar. Bu hareketler için emniyetçi, sporcunun hareketine odaklanmış kalırken her iki elini barın yakınına yerleştirir. Ancak koparma gibi egzersizlerde yeni başlayanlara emniyet alırken emniyetçi halteri yakalamaya hazır olmalıdır. Emniyetçi bir başarısızlık fark ettiğinde hemen barı tutarak destek vermeli ya da koparma söz konusuysa halteri kavramalıdır. Bu yöntem çift emniyetçi yöntemi kadar güvenli değildir; çünkü halterin tüm yükünden tek bir kişi sorumludur, dolayısıyla emniyetçi halterin üzerindeki ağırlığı idare edebilecek kadar kuvvetli olmalıdır.

Son güvenlik önlemi, sporcunun halter tekniklerine daha aşina olduğu dönem için ayrılan "kendi kendine emniyet alma yöntemi"dir; ancak antrenör önce sporcuya kendi kendine nasıl emniyet alacağını öğretmelidir. Koparmada sporcu halteri öne kaçırdığında, halteri iki eliyle öne doğru iterken geriye sıçramalı ve diz ekleminin darbe almasını önlemek için her iki dizini düzleştirmelidir. Sporcu halteri arkaya kaçırdığında omuzlarını dışa döndürerek halteri geriye hareket ettirirken öne sıçramalı ve/veya yoldan çekilmek için sırtını kavis yapmalıdır. Bu manevra, sporcu halterin öne kaydığını hissettiğinde ya da yalnızca ayağa kalkamadığında arka skuat sırasında da kullanılabilir. Koparma sırasında kendi kendine emniyet almanın bir başka yolu, bir elin düz kalıp halteri tutması, diğer elin bırakması ve vücudun halteri tutan elin yönüne doğru 180° dönmesidir; bu, vücudun darbe almaktan kaçınmasına yardımcı olur.

Omuzlamada kendi kendine emniyet alma koparmadakine benzer: halter çok öndeyse sporcu halteri iki eliyle öne doğru itmeli ve geriye sıçramalıdır. Alternatif olarak sporcu, diz eklemlerini korumak için her iki dizini düzleştirirken gövdesini öne eğebilir. Ancak halter vücuttan ayrılmadan önce bileklerin KESİNLİKLE gevşememesi çok önemlidir; aksi takdirde bilekler burkulabilir. Bu güvenlik önlemi ön skuat için de geçerlidir. Halterin ağırlık merkezi çok gerideyse her iki el halteri öne doğru daha da kuvvetli itmeli ve yukarıda belirtilen sıçrama ya da diz düzleştirme işlemleri aynen uygulanmalıdır.

Silkme itişinde kendi kendine emniyet alma, itişin tarzına bağlıdır. Makas itiş sırasında halter çok öndeyse sporcu halteri öne itmeli ve dengesini geriye kaydırmak ve ön bacağını da geriye çekebilmek için gövdesini halterden uzağa kavislendirmelidir. Halterin ağırlık merkezi çok gerideyse sporcu halteri geriye itmeli ve dengesini öne kaydırmak ve arka bacağının da öne hareket etmesini sağlamak için gövdesini kuvvetle öne doğru kavislendirmelidir. Güç itiş ya da çömelerek itiş söz konusu olduğunda koparma için geçerli kendi kendine emniyet alma işlemleri uygulanır.

Sonuç

Öğretim, sporculara temel bilgi, beceri ve teknikleri kazandırmaya yönelik bir öğretme ve rehberlik sürecidir. Sporcular farklı biçimlerde öğrendiğinden antrenörler fikirleri aktarmak, teknik öğretmek, hataları düzeltmek ve sakatlığı önlemek için çeşitli yöntemler uygulamalıdır. Ancak öğretim, antrenör için de bir öğrenme sürecidir. Bu bölümdeki öneriler bu görevler için bir temel sağlasa da antrenör, sporcularının bilgiyi nasıl farklı biçimlerde işlediğini öğrenir ve bu deneyimi giderek daha fazla sporcuya uygularsa öğretim becerisi zamanla güçlenir.