Halter Özel
Çin HalteriKitapBölüm 12: Zihniyet Eğitimi

Bölüm 12

Zihniyet Eğitimi

~6 dk okuma

Zihniyet (tutum) eğitimi (mentality training), psikolojik antrenmandan şu noktada ayrılır: Zihniyet eğitimi, sporcunun antrenman ve yarışmanın zorluklarını aşmasına yardımcı olacak genel tutumunu inşa etmeye ve takım arkadaşlarını ellerinden gelenin en iyisini yapmaya teşvik edecek olumlu bir enerji sağlamaya odaklanır. Buna karşılık psikolojik antrenman, sporcunun genel çevresindeki değişikliklere nasıl uyum sağlayacağı ve bunların nasıl üstesinden geleceği üzerinde daha çok durur. Her ikisi de antrenman ve yarışmadan kaynaklanan streslere dayanabilen, zihinsel olarak güçlü bir sporcu yetiştirmeye çalışır. Sporcunun genel düşünce yapısı fiziksel performansını önemli ölçüde etkileyebilir; bu etki, sporcuya bağlı olarak avantaj da dezavantaj da olabilir. Örneğin çalışkan bir zihniyete sahip sporcular, şampiyon olmak için gereken yıllar süren antrenmana katlanabilir; bir antrenman programına sadakatle bağlı kalabilir ve etkilerini gerçekleştirmek için çalışabilirler. Buna karşılık böyle bir zihniyetten yoksun sporcular, antrenman programı sağlam olsa bile pes edebilir ya da yetersiz antrenman yapabilir. Bu zihniyet diğer sporculara da sıçrayarak takımın moralini düşürebilir. Dolayısıyla başarılı antrenman, zihniyet eğitiminin antrenman ve yarışma sürecinin bütününe dahil edilmesiyle ortaya çıkar.

Zihniyet Eğitiminin Amacı

Zihniyet eğitiminin temel amacı, antrenmana karşı olumlu bir tutum geliştirmektir. Genel olarak bu amaç, antrenörlerin inşa etmeye çalışması gereken 2 unsurdan oluşur. Birincisi, sporcuları sıkı çalışmaya ve başarı için çabalamaya güdülemektir. Bu güdülenme, sporcuların gelişmeyi sürdürmeleri ve yeni kişisel rekorlara ulaşmaları için gereklidir. İkincisi, sporcuların haltere olan tutkularını geliştirmek ve spora sadık kalmalarını sağlamaktır. Sporcular sporlarını seviyorlarsa sıkılma ya da yorgunluk, kas ağrısı ve antrenmanın zorlukları karşısında yılma olasılıkları azalır. Zihniyet eğitimi, teknik antrenman veya fiziksel (kondisyon) antrenmanı kadar göze çarpmaz; ancak bu sistemlerin temelinde yer alır ve onların yönünü ve sorunsuz işleyişini güvence altına alabilir. Dolayısıyla zihniyet, sporcunun başarısı için vazgeçilmezdir.

Zihniyet Eğitiminde En İyi Uygulamalar

Çin'de sporcular, antrenörleri ve takım arkadaşlarıyla kendi aileleriyle geçirdiklerinden daha fazla zaman geçirir. Sporcuların antrenman ortamlarından memnun olmaları ve antrenörün sporcusunun düşünce sürecini anlayabilmesi için antrenörlerin sporcularla uyumlu ve güvene dayalı ilişkiler kurması gerekir. Örneğin antrenör, sporcuyu neyin güdülediğini, antrenmana ilişkin duygularını, kazanmayı ve kaybetmeyi nasıl işlediğini öğrenebilir ve takım arkadaşlarıyla ilişkilerini değerlendirebilir. Bu bilgiyle antrenör, sporcuları kilit noktalar ve gerçekler konusunda ikna edebilir; böylece güdülenme bulmalarına, korkularını yenmelerine, kazanma ve kaybetmeyi yapıcı biçimde işlemelerine ve olumlu ilişkiler sürdürmelerine yardımcı olabilir. Zamanla antrenör bir akıl hocası ve dost gibi olur; ama aynı zamanda sporcuların uğruna sıkı çalışmaya ve iş birliği yapmaya istekli olacağı bir otoritedir. Bu saygıya dayalı ilişkiyi korumak için antrenörler, sporcunun yanında fazla rahat davranmaktan ya da otoritelerini sporculara baskı yapmak için kullanmaktan kaçınmalıdır.

Ayrıca antrenör olumlu bir ortam yaratmaya çalışmalıdır; bu tür bir eşgüdüm, sporcu için bir destek ağı oluşturur. Diğer antrenörler, yöneticiler, aileler ve antrenman arkadaşlarının hepsi sürece katılmalı ve antrenmana karşı olumlu bir tutum yaratmak üzere sporcuyu desteklemekte birlik olmalıdır. Bu çaba başantrenörlerden ya da yöneticilerden gelebilse de sporcular genellikle en çok kendi antrenörlerine saygı duyar; dolayısıyla antrenör bu girişimi, özellikle antrenman arkadaşları arasında kaynaşmış bir grup oluşturma konusunda, üstlenebilir. Mükemmellik, sıkı çalışma, alçakgönüllülük ve saygı normlarının yerleşmesi ve pekişmesi için sporcunun tutarlı, tek bir mesaj alması gerekir. Görüş ayrılığı olduğunda herkes bunu çözmeye ve bir uzlaşmaya varmaya çalışmalıdır.

Zihniyet Eğitimi Yöntemleri

Olumlu bir tutum geliştirmenin ilk yöntemi, sporcuyu sıkı çalışmaya, kendini çözümlemeye ve gelişmek için çabalamaya güdülemektir. Bu yöntem birkaç adım gerektirir. Birincisi, antrenörler sporculara bir yapı sunmalı ve onları antrenman sürecine etkin biçimde dahil etmelidir. Örneğin antrenörler, sporcuları antrenmana, yemeklere ve randevulara zamanında gelmekten sorumlu tutabilir. Sporcular ayrıca kendi ısınmalarını yapabilir, barlarını yükleyebilir, tekrar ve set sayılarını ve antrenman geri bildirimlerini yazabilir (bkz. Bölüm 15, Antrenman Planı ve Günlüğü), düzgün beslenebilir ve antrenman sonrasında birbirlerine masaj yapabilirler. Ek olarak antrenörler, sporcular bu etkinlikleri nasıl yürüteceklerini öğrendikten sonra onları bu etkinliklerin planlanmasına da katabilir. Dahası antrenör, sporcuların barlarını nasıl yükleyeceklerini, ağırlığı nasıl artıracaklarını, hangi yiyecekleri yiyeceklerini vb. seçmelerine izin vererek bu etkinlikler için seçenekler sunabilir.

İkincisi, sporcular süreci anlamalıdır; böylece gerektiğinde ya da antrenör uzaktayken veya başka bir sporcuyla çalışırken de antrenman yapabilirler. Antrenörler, sporcunun antrenman sırasında daha az yönlendirmeye ihtiyaç duyması için belirli yöntemlerin nasıl uygulanacağını gösterebilir. Üçüncüsü, sporcular antrenmanı genel amaçlarıyla bütünleştirmelidir. Antrenörler antrenman yöntemlerinin sporcunun gelişimine ve hedeflerine nasıl katkı sağlayacağını açıkladıkça sporcular başarılarını sıkı çalışmalarının doğal bir sonucu olarak görmeye başlar. Bu noktada, hangi yöntemlerin kendileri için en iyi işlediğini ve bunların genel sportif amaçlarına nasıl katkıda bulunduğunu bildikleri için kendilerini geliştirme, uyum sağlama ve zorlukların üstesinden gelme konusunda kendiliğinden çalışabilirler. Bu dönemde antrenörler, sporcunun antrenmanını etkin biçimde yönetmek yerine ona rehberlik edebilir.

Olumlu bir tutum oluşturmanın ikinci yöntemi, sporcular arasında kaynaşmış bir takım kurmaktır. Takım oluşturma önemlidir; çünkü Çin'deki pek çok antrenörün genellikle birden fazla sporcusu vardır ve bir sporcunun olumsuz tutumu diğer sporcuların zihniyetini etkileyebilir. Kaynaşmış bir takım kurmak birkaç adım gerektirir. Birincisi, antrenörler sporcuları aynı platformda çalıştırabilir, aynı yarışmalara sokabilir ve sunumlara, seminerlere ve kamplara birlikte götürebilir. Bu durumlar sporculara birbirleriyle etkileşime girme ve bir grup zihniyeti oluşturma fırsatı verir. Çin'deki profesyonel antrenman merkezleri, sporcuların aynı yurtta kalmasını, aynı yemekhanede yemek yemesini, aynı salonda antrenman yapmasını sağlayacak ve yarışmalara birlikte seyahat etmelerini gerektirecek biçimde, bu etkileşimi güçlendirmek üzere kurulmuştur.

İkinci adım, sporcuları çaba göstermeye ve birbirlerini desteklemeye teşvik eden davranış normları oluşturmaktır. Örneğin antrenörler, sporcuların birbirlerinin barlarını yüklemelerini, birbirlerine masaj yapmalarını ve birbirlerini desteklemelerini (tezahürat etmelerini) zorunlu kılmalı ve bu bireysel eylemlerin grubun başarısına nasıl katkıda bulunduğunu göstermelidir. Bu eylemler sporcular arasında güven ve destek oluşturur, grubun parçası olmanın değerini yaratır ve bu da antrenmana karşı olumlu bir zihniyet üretir. İlgili bir strateji, olumlu alışkanlık ve davranışları teşvik eden bir puanlama sistemi kurmaktır. Bu tür sistemler, antrenörün örnek olması, herkesi bunu izlemeye güdülemesi ve ardından sporcuları belirli ölçütlere göre puanlamasıyla başlar. Örneğin sporcular odalarının temizliğine, antrenman alanını ne kadar iyi topladıklarına ve ekipmanı ne kadar iyi koruduklarına vb. göre puanlanabilir. Bu tür etkinlikler, sporcuların antrenmana ve yaşamlarının diğer alanlarına uygulayabileceği bir yapı ve disiplin inşa eder.

Grup normları geliştirmenin doğal bir uzantısı, uygun ödül ve cezaların belirlenmesidir. Ödüller övgü ve maddi ödüllerin bir bileşimi olabilir; cezalar ise herkes için öğretici anlar olmalıdır. Sporcular takım arkadaşlarına yardım etmediğinde antrenörler, bu davranışın antrenman arkadaşına nasıl zarar verebileceğini ve aynı zamanda sporcunun kendisine de nasıl zarar verebileceğini gösterebilir. Örneğin bir sporcu dikkatinin dağılmasına izin verir ve ağır bir skuat sırasında arkadaşını emniyete almayı (spotting) ihmal ederse antrenör, bu davranışın egzersizi yapan sporcuya nasıl zarar vereceğini ve emniyet alan sporcuyu da nasıl sakatlayabileceğini açıklayabilir.

Antrenör bir sporcuyu ödüllendirirken ve cezalandırırken bu teşvikleri adil biçimde kullanmalıdır; böylece sporcular doğru ile yanlışı ayırt edebilir. Sporcular iyi performans gösterdiğinde antrenör, güdülenmelerini ve spora olan tutkularını artırmak için onları takdir etmelidir; öte yandan hata yaptıklarında onları eleştirmeli ve daha sıkı çalışmaya teşvik etmelidir. Sporcuları aşırı övmek böbürlenmelerine yol açarken aşırı eleştirmek moralini bozar; bu nedenle antrenör, sporcuların öz saygısını zedelemeden ama alçakgönüllülüklerini de koruyacak biçimde, doğru yerde ve doğru zamanda eleştirmelidir.

Sonuç

Zihniyet eğitimi, sporcunun olumlu gözle baktığı bir ortam yaratmayı içerir; bu da sporcuyu sıkı çalışmaya ve başarı için çabalamaya istekli kılar. Böyle bir ortam kurulduktan sonra sporcuların antrenmanın zorluklarına dayanması ve güçlüklerle doğrudan yüzleşmesi çok daha kolaydır. Bir sporcu antrenmana olumsuz ya da kararsız bir gözle bakıyorsa en yüksek potansiyeline ulaşmak için çabalama olasılığı düşer. Ayrıca tutumu diğer sporculara da sıçrayabilir ve onların antrenmandan keyif almasını engelleyebilir. Zihniyet eğitimi, Çin halterinin 7 antrenman sisteminin en göze çarpanı olmasa da diğer sistemlerin etkili biçimde uygulanmasını mümkün kılar.