Halter Özel
Çin HalteriKitapBölüm 19: Halterde Seçim Yöntemleri

Bölüm 19

Halterde Seçim Yöntemleri

5 şekil 6 tablo ~26 dk okuma

Halter sporcularının seçimi, dünya çapında sporculardan oluşan bir havuz oluşturmak ve bunu sürdürmek amacıyla spor bilimleri araştırmalarının önemli bir konusudur. Amaç, halterde yüksek bir düzeye ulaşmaya elverişli nitelikler sergileyen sporcuları özenle seçmektir. Ma (2013) sporcu seçimi lehine beş gerekçe sıralar. Birincisi, spor sonuçları yükselip insan potansiyelinin sınırlarına yaklaştıkça daha fazla ilerleme ancak sporcunun genetiği de dahil olmak üzere antrenmanla doğrudan ve dolaylı olarak ilişkili tüm etkenlerin hesaba katılmasıyla sağlanabilir. İkincisi, ekonomik kalkınma ile bilim ve teknolojinin benimsenmesi ülkeler arasındaki antrenman koşulları ve kaynakları farkını azaltmakta, bu da insanları sporcu seçiminde ve yetiştirilmesinde daha çok çalışmaya zorlamaktadır. Üçüncüsü, yeni teknik ve yöntemlere ilişkin bilgi daha hızlı yayılabildiğinden programlar bu tür bilgileri artık gizli tutamamakta, bu da sporcu genetiğinin önemini artırmaktadır. Dördüncüsü, 1960'lardan bu yana en üst düzey dünya ve olimpiyat sporcularının ortalama yaşı 27'den 24'e düşmüştür (Yang 1999); dolayısıyla rekabetçi kalabilmek için sistematik antrenmana daha erken başlamak zorunludur ve bu da sporcuların erken bir aşamada seçilmesini gerektirir. Beşincisi, yalnızca çok sayıda sporcu toplamak büyük miktarda insan gücü, malzeme ve mali kaynağı boşa harcarken hedefe yönelik seçim daha yüksek bir başarı oranına sahiptir.

Elit halter, genetik yetenek ile sonradan edinilen antrenmanın bileşimidir (Guo 2010). Uygulamada bazı sporcuların başlangıç koşulları pek iyi değildir (ve başlarda asgari standartları ancak karşılayabilirler), ancak çalışma disiplinleri ve azimleri sayesinde yine de yüksek bir düzeye ulaşabilirler. Buna karşılık bazı sporcuların başlangıç koşulları iyidir, ancak gelişmek için gerekli çalışma disiplinine sahip değildirler. En iyi durum, mükemmel genetiğe ve sıkı antrenman yapacak zihinsel güce sahip bir sporcu bulmaktır; Çin halterinin en üst düzey sporcularında olağan durum budur. Başlangıç koşulları zayıf ve çalışma disiplini kötü olan sporcuların sonuçları her zaman yetersiz kalır ve bu nedenle sporda uzun süre kalamazlar. Dolayısıyla genetiğin iyi antrenman koşullarıyla birleştirilmesi ve bunların birbirini pekiştirmesinin sağlanması zorunludur.

Seçim Aşaması 1

Çin'de seçim süreci üç aşamadan oluşur. Seçimin 1. aşaması "ön seçim" olarak da bilinir; bu aşamada çocuklar standart ölçütlerle birlikte görsel incelemeyle değerlendirilir. 2. aşama "ikincil seçim" olarak bilinir; ön seçimde seçilenlere bir ay boyunca halter antrenmanı yaptırılarak bu süre içinde potansiyelleri gözlemlenir. Bir üst aşamaya geçen adaylar "deneme antrenmanı" olarak bilinen 3. aşamaya girer; burada performanslarını izlemek için daha uzun süreli antrenman uygulanır ve en iyi adaylar halter antrenmanı için bir amatör spor okuluna geçer. Bu süreç, seçicilerin yetenekli bireyleri erkenden seçmesine ve yarışmada başarı şanslarını artırmak için onlara yeterli antrenmanı sağlamasına olanak tanır.

İlk seçim aşamasında seçiciler, atletizm antrenmanı (Xie 1994) ya da cimnastik gibi benzer bir spor antrenmanı almış çocukları bulmak için amatör spor okullarını ve beden eğitimi derslerini ziyaret eder. Seçiciler genellikle, standart ölçütlere göre mükemmel vücut yapısına, fiziksel işlevselliğe, psikolojik niteliğe, kas lifi yapısına ve hormon potansiyeline sahip 10–12 yaşındaki kızları ve 12–13 yaşındaki erkekleri seçer. Kızlar daha erken olgunlaşma eğiliminde olduklarından daha erken seçilir; bununla birlikte çocukların 8 yaş gibi erken bir dönemde seçildiği istisnalar da vardır. Çocuklar henüz halter antrenmanından geçmediğinden, potansiyel yeteneklerin gözden kaçmaması için kılavuz ölçütler esnek tutulur.

Vücut Yapısı

İlk aşamada seçiciler sporcunun vücut yapısını (structural makeup) değerlendirir; bu, sporcunun boyunu, kilosunu, göğüs, bacak ve kol ölçülerini, gövde uzunluğunu, bel ve omuzlarını ve çeşitli vücut oranlarını kapsar. Bu ölçümler haltercilerin biyomekaniği ve vücut işlevleri üzerinde önemli bir etkiye sahiptir; bu nedenle seçiciler Tablo 19–1'de sunulan seçim ölçüt ve standartlarını referans alır (Ma 2013; Yang ve Liang 1986).

Dikkate alınacak ilk ölçüt sporcunun genel boyu ve kilosudur. Bu iki ölçüt arasında boy daha önemlidir, çünkü sporcunun kas oranını, uzuv uzunluğunu ve olası sıkletini doğrudan etkiler. Ayrıca aynı sıklette kısa boylu sporcular uzun boylulara kıyasla daha iyi performans gösterme eğilimindedir, çünkü kısa boylu sporcular kas kütlelerini daha kolay en üst düzeye çıkarabilir (Gao 1986). Dolayısıyla seçim sırasındaki temel soru şudur: "Çeşitli kategoriler için sporcu seçerken en iyi boy nedir?" Yanıt, sporcunun boyunun her santimetresi başına kaç gram ağırlık taşıdığını (g/cm) ölçen bir kilo/boy (\(\frac{W}{H}\)) indeksi gerektirir. Tipik olarak \(\frac{W}{H}\) indeksi 350–380 olan erkekler ile 330–340 olan kızlar halter için en uygun olanlardır.

Ortalama olarak boyu 1,2–1,5 m, kilosu erkeklerde 42–57 kg ve kızlarda 40–51 kg olan 12–13 yaşındaki çocuklar seçilir; ancak sporcunun halter için büyük bir kas kütlesine sahip olmasını güvence altına almak amacıyla çocukların bu vücut ağırlıklarında yağsız olduklarından emin olmak önemlidir. Seçiciler ve antrenörler ayrıca tüm sıkletlerde yeterli bir sporcu havuzu oluşturmak için seçimlerinde denge sağlamaya çalışmalıdır. Antrenörler sporcuların gerçek antrenman içinde gelişmesine izin vermeli ve boy uzaması durana kadar birkaç yıl boyunca değişimlerini izlemelidir. Ardından sporcunun sıkletini en iyi \(\frac{W}{H}\) indeksine ve gerçek spor sonuçlarına göre belirleyebilirler. 12–13 yaşındaki sporcuların birkaç yıllık antrenmanın ardından ve yetişkinliğe ulaştıklarında 3–6 sıklet değiştirmesi yaygındır.

Genel boy önemli bir etken olmakla birlikte, uzuv uzunlukları ve bunların vücudun diğer bölümlerine oranları aynı boydaki sporcuları birbirinden ayırt etmeye yardımcı olur, çünkü bu özelliklerin biyomekanik sonuçları vardır. Örneğin üst vücut açısından, halter baş üstünde desteklenirken gövdenin tamamı kollar için destek düzlemini oluşturur. Şekil 19–1'e göre daha büyük bir \(E\) (daha geniş omuzlar) yanal yönde daha geniş bir destek tabanı sağlarken, daha büyük bir \(P\) (daha kalın gövde) önden desteği artırır. Ayrıca kalın ve geniş bir gövde kuvvetleri daha büyük bir yüzey alanına dağıtarak tek bir bölgeye binen basıncı azaltır. Bu nedenle seçiciler, Tablo 19–1'deki verilerle tanımlandığı üzere kalın gövdeli ve geniş omuzlu sporcuları seçmelidir. Vücut oranları 3 tipe ayrılabilir: uzun tip (uzun uzuvlar5 ancak kısa gövde), orta tip (uzuvlar ve gövde dengeli bir orana sahiptir) ve kısa tip (kısa uzuvlar, uzun gövde). Kol uzunluğu sporcunun tutuş genişliğini, temas noktasını, omuz üstü (rack) pozisyonunu, halterin baş üstüne kadar kat etmesi gereken mesafeyi ve halter baş üstündeyken destek açısını etkiler. Uzun uzuvlu sporcular koparmada, kısa uzuvlu sporcular ise silkmede öne çıkma eğilimindedir. Ancak uzuvlar fazla uzunsa fazla ince olur ve yeterli kas ya da kuvveti taşıyamaz. Vücut geliştirme bu sporculara yardımcı olabilir, ancak onları daha üst bir sıklete iter. Uzuvlar fazla kısaysa bu durum halter hareketlerinin yüksekliğini ve koordinasyonunu etkiler ve vasat bir performansla sonuçlanır. Bu nedenle antrenörler yaklaşık 0,94'lük bir boy/kulaç açıklığı oranı arar.

Tablo 19–1. 12–13 Yaş Çocuklar İçin Fiziksel Seçim Standartları
ÖlçütStandart
Boy1,2–1,5 m
KiloErkekler 42–57 kg; kızlar 40–51 kg
Göğüs çevresi60–64 cm
Omuz genişliği (frontal düzlem)31 cm veya daha fazla
Boy : kulaç açıklığıYaklaşık 0,94:1
Kollar (ön kol : üst kol)0,77–0,79:1
Omuz genişliği : pelvis genişliği1,5:1
Pelvis genişliği (frontal düzlem)21 cm veya daha fazla; omuzdan dar ve yuvarlak kalça
Bacaklar (femur : tibia oranı)1,2:1 veya daha az
Vücut biçimi (üst vücut : alt vücut oranı)0,89–0,951:1
Ayak uzunluğu20 cm veya daha fazla
Ayak kavsiYaklaşık 3 cm
EklemlerKalın
Eller14 cm; uzun parmaklar; gelişmiş fleksör pollisis brevis
Genel vücutDüşük yağlı, kaslı vücut

Sporcunun kol uzunluğu veri alındığında, üst kol ile ön kol arasındaki oran ekstansiyondan sonra halteri yukarı çekmenin kolaylığını etkiler. Kısa bir ön kol dirsek ile halter arasındaki mesafeyi kısaltır ve bu da yukarı kaldırmayı kolaylaştırır. Şekil 19–1 bu genel biyomekanik sonucu göstermektedir. Kol bükülürken veya açılırken ön kola kuvvet uygulamak için dirseği dayanak noktası olarak kullanır. Örneğin biseps, dirsek etrafında yukarı yönlü dönmeye (tork) neden olan yukarı yönlü bir \(F\) kuvveti uygular. Bu torku üreten kaldıraca kuvvet kolu denir ve kuvvet ile dirsek eklemi arasındaki mesafeden (doğru parçası \(OA\)) oluşur. Bu kuvvete, halterin ürettiği aşağı yönlü \(R\) kuvveti ve bunun dirsekte yarattığı aşağı yönlü dönme karşı koyar. Dirsek eklemi ile halter arasındaki mesafenin oluşturduğu kaldıraca (doğru parçası \(OB_{1}\)) direnç kolu denir. Ön kol daha kısaysa halter vücuda daha yakın olur; böylece kuvvet kolu değişmezken direnç kolunun uzunluğu \(OB_{2}\)'ye kısalır ve bu da daha az aşağı yönlü tork üretir, dolayısıyla halteri kaldırmak görece kolaylaşır. Bu nedenle antrenörler ön kol ile üst kol arasında 0,77–0,79:1'lik bir oran arar.

Şekil 19–1: Üst Vücut Oranlarının Halter Performansına Etkileri
Şekil 19–1. Üst Vücut Oranlarının Halter Performansına Etkileri

12 yaşında el uzunluğu 14 cm veya daha fazla, ayak uzunluğu ise 20 cm veya daha fazla olmalıdır. Şekil 19–2'nin taralı alanı, halteri kavramada en önemli kaslardan biri olan fleksör pollisis brevisi (FPB) göstermektedir. Sol panel, FPB'nin başparmağı 2 eklemde büken şerit biçimli bir kas olduğunu gösterir: el bileğinde yer alan karpometakarpal (CMC) eklem ve başparmağın tabanında yer alan metakarpofalangeal (MC) eklem [Ç.N.: Kaynakta ikinci eklem de "karpometakarpal" olarak adlandırılmıştır; başparmağın tabanındaki eklem metakarpofalangeal eklemdir, şekildeki MC kısaltması korunmuştur]. Bu fleksiyon başparmağı içe, avuç içine doğru hareket ettirir ve başparmağın bükülmesini sağlar. Sağ panel, sporcu kanca tutuş (hook grip) kullandığında başparmağın, MC ekleminin merkezi ile başparmağın uç bölümünün (distal falanks) uzunluğundan oluşan \(DO\) uzunluğunda bir kuvvet kolu gibi davrandığını gösterir. Bu kuvvet kolu, halterin aşağı yönlü direnci \(R_{1}\)'e karşı yukarı yönlü bir \(F_{1}\) kuvveti uygular. Sporcu kanca tutuş kullanmazsa bu kuvvetten yararlanılmaz; bunun yerine tutuşu sıkılaştırmak için başparmağı adduksiyona getiren daha zayıf kaslar devreye girer. Dolayısıyla standart tutuş kanca tutuştan daha zayıftır; sporcuların, özellikle de elleri küçük olanların, halteri kavrarken kendilerini rahat hissetmek için özel kavrama çalışmalarıyla el kaslarını güçlendirmek zorunda olmalarının nedeni budur. Seçim sırasında uzun başparmaklı ve gelişmiş FPB'li sporcular bulmak tercih edilir, çünkü \(AO\) gibi daha uzun bir kuvvet kolu, daha kalın bir kasla birlikte haltere karşı daha büyük bir kuvvet uygulayabilir ve bu da halteri tutmayı kolaylaştırır.

Ekstansiyon öncesindeki başlangıç hızı ve yakalama sırasında gövdenin sabitlenmesi, pelvisin boyutuna ve bacak kuvvetine bağlıdır. Pelvisin merkezi ile kalça eklemi arasındaki mesafe fazla genişse, Şekil 19–3'te gösterildiği gibi yerçekimi kuvvetinin oluşturduğu direnç kolu (doğru parçası \(OD\)) artar. Lu ve Liang (1989) şu örneği kullanır: her bir bacak sporcunun toplam vücut ağırlığının yaklaşık 1/6'sı olduğundan, kalça ekleminin her bir tarafı sporcunun ağırlığının yaklaşık 1/3'ünü taşır. Dolayısıyla 60 kg'lık bir sporcu her bir tarafta yaklaşık 20 kg taşır. Kalça ekleminin ekseni ile pelvisin merkezi arasındaki mesafenin \(OD = 0{,}15\,\text{m}\) olduğu varsayılırsa yerçekimine bağlı direnç momenti şöyledir:

\[R = 20\,\text{kg} \times 0{,}15\,\text{m} = 3\,\text{kg·m}\]
Şekil 19–2: Kanca Tutuşun Avantajı
Şekil 19–2. Kanca Tutuşun Avantajı
Şekil 19–3: Kalça Boyutunun Halter Mekaniğine Etkileri
Şekil 19–3. Kalça Boyutunun Halter Mekaniğine Etkileri

Bir sporcunun kalçaları \(OD = 0{,}20\,\text{m}\) olacak kadar genişse \(R = 4\,\text{kg·m}\) olur [Ç.N.: Kaynakta moment birimi "kg/m" olarak yazılmıştır; kuvvet × uzaklık çarpımı olan momentin doğru birimi kg·m'dir ve formüller buna göre düzeltilmiştir]; bu, pelvis ekseni ile femur ekseninin oluşturduğu kuvvet kolunun (doğru parçası \(DA\)) bu kuvvetin üstesinden gelmek için, daha dar kalçalı sporcuya kıyasla çevredeki kalça abdüktörlerinden daha fazla çaba ve enerji gerektirdiği anlamına gelir. Her iki sporcu da 120 kg'lık bir halteri dengeli biçimde kaldırırsa kalça ekleminin her bir tarafı için yerçekimine bağlı moment şöyledir:

\[R = (20 + 60)\,\text{kg} \times 0{,}15\,\text{m} = 12\,\text{kg·m}\]

birinci sporcu için ve:

\[R = (20 + 60)\,\text{kg} \times 0{,}20\,\text{m} = 16\,\text{kg·m}\]

ikinci sporcu için. Dolayısıyla geniş kalçalar kalça eklemlerine daha büyük bir yük bindirir ve kalça abdüktörlerinden daha fazla kas çabası gerektirir; bu nedenle seçiciler omuzları kalçalarının 1,5 katı genişlikte olan genç sporcular aramalıdır ki bu yaklaşık 21 cm'lik bir kalça genişliğine karşılık gelir. Aksi halde sporcuların kariyerlerinin ilerleyen dönemlerinde kalça abdüktörlerini güçlendirmek için daha fazla antrenmana ihtiyacı olacaktır. Kızların kalçaları genellikle erkeklerinkinden daha geniştir; ancak seçici hafif sıkletleri doldurmak için kız seçiyorsa kalça kemikleri fazla geniş olmamalıdır, çünkü geniş kalçalar sporcunun daha iri gelişeceğinin işaretidir. Kalçalar frontal düzlemden dar olmalı, yandan bakıldığında ise daha geniş olmalıdır. Şekil 19–3, dar kalçalı ve küçük gluteus kaslı bir sporcu (solda) ile geniş kalçalı ve büyük gluteus kaslı bir sporcu (sağda) arasındaki farkı göstermektedir.

Her iki durumda da gluteus kasları kalça eklemi boyunca aşağı yönlü bir tork uygular ve bu tork şöyle tanımlanır:

\[F_1 = F \sin\alpha\]

Bu denklem, gluteus kaslarının çekiş açısı \(\alpha\) arttıkça \(F_{1}\) torkunun arttığını gösterir; bu da halterden gelen direncin üstesinden gelmeyi kolaylaştırır ve tork sonunda \(F_{2}\)'ye yaklaşır. Bununla birlikte daha büyük kaslar genel olarak \(F\)'yi artırır ve sağdaki sporcunun daha büyük kalça eklemi daha büyük bir kuvvet kolu (doğru parçası \(OB\)) oluşturur; bu da diğer her şey eşitken gluteus kaslarının kalçayı soldaki sporcuya (doğru parçası \(OA\)) kıyasla daha kolay çekmesine olanak tanır. Bu çekiş önemlidir, çünkü sağdaki sporcu daha dik bir sırt çekiş açısını koruyabilecektir; bu, bardan gelen kuvveti vücuda daha dengeli dağıtır ve sırtı düz tutmayı kolaylaştırır. Dolayısıyla sağdaki sporcu halteri yerden çekerken gövdeyi daha kolay sabitleyebilecek ve ikinci çekişte kalçaları daha güçlü biçimde açabilecektir. Soldaki sporcunun ise rekabetçi kalabilmek için gluteus kaslarında kuvvet ve hipertrofi geliştirmesi gerekecektir. Bu nedenle frontal düzleme göre dar, sagital düzleme göre daha geniş kalçalı sporcular halteri çekmede ve skuatta daha etkili olacaktır.

Alt vücut açısından, femurun tibiaya oranı sporcu seçiminde önemli bir etkendir. Şekil 19–4, görece daha uzun bir femur için \(A_{1}\)'den \(A_{2}\)'ye kat edilen mesafenin \(D_{1}\), \(B_{1}\)'den \(B_{2}\)'ye hareket eden görece daha kısa bir femur için ise bu mesafenin \(D_{2}\) olduğunu göstermektedir.

Şekil 19–4: Femur Uzunluğunun İşe Etkisi
Şekil 19–4. Femur Uzunluğunun İşe Etkisi

Bölüm 2'deki (Çin Halter Felsefesi) iş denklemi anımsanırsa:

\[W = F D\]

\(W\) iş, \(F\) yerçekimi kuvveti, \(D\) ise yüksekliktir. \(D_{1}\), \(D_{2}\)'den büyük olduğundan sporcu halterden gelen aynı kuvvetin üstesinden gelmek için daha fazla iş yapmak zorundadır. Bu nedenle femur/tibia oranı 1,2–1,0 veya daha düşük olan sporcuları seçmek tercih edilir (Ma 2013). Ayrıca bacaklar gövdeden biraz daha uzun olmalı ve en uygun oran 0,89–0,951:1 olmalıdır. Aksi halde bu tür sporcular kuadriseps ve alt bacak kuvvetine ağırlık vermek ve ayakkabılarında daha yüksek bir topuk kullanarak ya da ayaklarını dışa çevirerek dizlere binen yükü azaltmak zorunda kalacaktır.

Halter için bir başka önemli özellik ayakların boyutu ve biçimidir. Şekil 19–5, ayaklar arasında oluşan taralı alanla destek tabanını göstermektedir. Genel olarak büyük ayaklar, özellikle frontal düzlemde, sporcunun yakalama sırasında dengelenmesi için daha geniş bir taban sağlar. Bu nedenle seçiciler ayak uzunluğu en az 20 cm olan gençleri arar. Ayrıca ayaklarda yaklaşık 3 cm'lik bir kavis olmalıdır, çünkü bu kavis elastik yumuşak dokuların yer tepki kuvvetlerini yaymasına ve enerji depolamasına yetecek alanı yaratır. Bu işlev ayaklara binen basıncı dağıtır ve baldır kasıldığında enerjiyi aktarır; bu da ekstansiyon sırasında avantaj sağlar.

Şekil 19–5'in ikinci paneli, güçlü bir ayak kavsine sahip bir sporcu ile daha düşük bir kavse sahip bir sporcu arasındaki kuvvet üretimi farklarını göstermektedir. Güçlü bir kavisle destek noktası \(O_{1}\) olup halterin aşağı yönlü direnci \(R\)'dir ve sporcu \(\alpha\) açısıyla yukarı yönlü bir \(F_{1}\) kuvveti uygulayabilir; bu da \(H_{1}\) yüksekliğini ve \(S_{1}\) hızını üretir. Düşük kavislerde destek noktası \(O_{2}\)'ye kayar; halterdeki ağırlık ve kaldırış açısı değişmezse bu daha az kuvvet, yükseklik ve hız yaratır. Bardaki ağırlığı azaltmak en fazla ağırlığı kaldırma hedefine ters düşer; kaldırış açısını değiştirmek ise sporcunun dengesini ve koordinasyonunu etkileyebilir. Dolayısıyla düşük kavisler ekstansiyon sırasında daha az kuvvetle sonuçlanabilir; bu nedenle sporcuların bu durumun üstesinden gelmek için alt bacağa yönelik germe ve yumuşak doku masajının yanı sıra ortez (tabanlık) kullanması gerekebilir.

Şekil 19–5: Bacak Uzunluğunun Halter Üzerindeki Biyomekanik Etkisi
Şekil 19–5. Bacak Uzunluğunun Halter Üzerindeki Biyomekanik Etkisi

Genel olarak seçiciler dengeli ve kaslı görünümlü çocuklar arar. Sporcular, uzunluğu alt vücuda neredeyse eşit olan kalın ve geniş bir gövdeye sahip olmalıdır. Kolların ve bacakların üst ve alt bölümleri birbirine neredeyse eşit olmalıdır. Ayrıca eller dahil kaslar kalın ve iyi gelişmiş olmalı, deri altı yağ az olmalıdır. Pratik deneyim bu tür bir vücut tipinin halterde genellikle yüksek bir düzeye ulaşabildiğini göstermiştir. Bir çocuğun haltere elverişli tüm istenen özellikleri taşıması enderdir; bu nedenle seçiciler ve antrenörler sporcu seçerken çocukları bir bütün olarak değerlendirmelidir. Ayrıca antrenör vücut yapısının antrenman açısından sonuçlarını bilmeli ve sporcunun sahip olabileceği avantaj veya dezavantajları göz ardı eden genel geçer bir plan uygulamaktan kaçınmalıdır. Bununla birlikte çökük göğüs, valgus ve aşırı hareketli diz ve dirsekler gibi halter performansına zarar veren yapısal bozuklukları olan çocukları seçmekten kaçınmak önemlidir.

Fiziksel İşlevsellik

Uygun vücut yapısına sahip çocuklar seçildikten sonra ilk seçim aşamasındaki bir sonraki adım, iç organlarının ve sistemlerinin durumunu ifade eden fiziksel işlevlerinin test edilmesidir. Bu değerlendirme önemlidir, çünkü iç organ işlevselliği daha güçlü olan sporcular genellikle egzersiz yüküne daha fazla dayanma ve daha iyi toparlanma yeteneğine sahiptir. Şu anda bu alandaki araştırmalar sınırlıdır; dolayısıyla seçiciler ve antrenörler çocukları değerlendirmek için standartlaştırılmış değer veya indekslere sahip değildir, ancak bu tür yöntemlerin geliştirilmesi etkin bir araştırma alanıdır. Neyse ki halter bir güç sporudur; bu nedenle saf dayanıklılık sporlarına veya kuvvet ve dayanıklılık gerektiren sporlara kıyasla görece daha az gereksinimi vardır. Dolayısıyla antrenörler çocukları değerlendirmek için bazı temel araçlar kullanabilir.

İlk seçim göstergesi genel bir görsel incelemeyi içerir. Seçiciler parlak gözlü, parlak koyu saçlı ve sivilce dışında renk değişimi veya lekeden arınmış düzgün bir ten rengine sahip çocuklar aramalıdır, çünkü bu tür belirtiler sağlık sorunlarına işaret edebilir. Bu incelemenin öznel olduğu ve seçicinin deneyimine dayandığı kabul edilmelidir, ancak çocukları daha ayrıntılı analiz etmek için ilk adımı sağlar. Seçiciler ergenlik öncesinde yüz kılları, kol kılları, sivilce ve kalın ses gibi erkeksi özellikler sergileyen çocuklar aramalıdır, çünkü bu daha yüksek testosteron üretiminin göstergesidir (Zhou ve Xiao 2002).

Ardından, anormal eğilme, eğrilik, çatlak veya disk sorunlarını dışlamak için omurganın biçimini analiz etmek önemlidir, çünkü gövde halter antrenmanı sırasında çok büyük miktarda statik yüke dayanmak zorundadır. Küçük yaşlarda çocukların günlük yaşamlarında rahatsızlık veya ağrı hissetmemesi normaldir ve bazıları normal biçimde antrenman bile yapabilir. Ancak ağır egzersiz yüklerine dayanamazlar ve ağır yükleri denediklerinde sırtlarında ağrı hissederler. Toparlanma önlemlerine karşın yoğunluk arttıkça ağrı geri döner; dolayısıyla bu sporcular sporda yüksek bir düzeye ulaşmakta zorlanacaktır. Bu nedenle böyle bir durum ortaya çıkarsa ya da seçici ilk incelemede omurganın biçiminden emin değilse, çocukların ilk seçim aşamasında omurga durumlarının değerlendirilmesi için bir hekim tarafından röntgeni çekilmelidir.

Bir sonraki seçim aracı, kardiyovasküler, pulmoner, metabolik, kas-iskelet veya sindirim sistemi hastalıklarının varlığını ya da olasılığını ortaya çıkarmaya yönelik bir aile sağlığı değerlendirmesidir. Bu değerlendirme seçicilere çocuğun artan egzersiz yüklerine güvenle dayanıp dayanamayacağı ve düzgün biçimde toparlanıp toparlanamayacağı konusunda bilgi verir. Araştırılması gereken bir başka konu (özellikle Çin'de yaygın olan) ailede Hepatit B varlığıdır. Çocuk semptomsuzsa ve haltere elverişli başka ideal ya da olağanüstü niteliklere sahipse, tıbbi testler yaptırmak ve aşıları planlamak, bu arada durumunun kararlılığını zaman içinde izlemek önemlidir.

Psikolojik Nitelik

Halter, tekrarlı teknik çalışma ve fiziksel niteliklerin kademeli olarak geliştirilmesini gerektiren uzun vadeli bir spordur; dolayısıyla sporcuların bu tür bir antrenmana dayanabilmek için uygun bir zihniyete sahip olması gerekir. Tablo 19–2, bir antrenör örnekleminin halter için en önemli özellikler konusundaki ortak görüşünü göstermektedir (Jiang 2011). Antrenörlerin üzerinde en çok uzlaştığı 2 temel özellik, haltere güçlü ilgi ile antrenman ve yarışmada irade gücüdür. Genel olarak halterden keyif alan sporcular süreç odaklıdır; bu da antrenmanın hem yolculuğundan hem de sonuçlarından keyif almalarını sağlar. Yalnızca yarışmadan keyif alan sporcular uzun antrenman saatlerine dayanmakta ve gelişmek için kendilerini zorlamakta güçlük çeker. Antrenörler irade gücünün sporcuların sıkı çalışması, kolayca pes etmemesi ve duygularını kontrol etmesi için anahtar olduğuna inanır.

Tablo 19–2. Zihinsel Göstergeler Anketi
GöstergeÇok önemliÖnemliBiraz önemliÖnemli değil
Haltere güçlü ilgi72,922,94,2
İrade gücü7522,92,1
Ayrıntıya dikkat43,8506,3
Sporcu kişiliği29,256,312,52,1
Yüksek IQ2556,314,64,2
Yarışma öncesi sakinlik33,345,814,66,3
Yarışmaya olumlu tutum56,339,64,2
Kendini ifade etme5041,78,3
Özgüven düzeyi66,733,3
Öz farkındalık52,139,68,3
Uyarılabilirlik45,845,88,3

Gösterim: her bir özelliği ilgili önem derecesine yerleştiren antrenörlerin yüzdesi (%).

Özgüven bir başka temel niteliktir, çünkü sporcuların kariyerleri boyunca yeni kişisel rekorlar denerken karşılaşacakları daha büyük zorlukları kuşku veya korku duymadan kabul etmelerini sağlar. Öz farkındalık da önemlidir, çünkü hareketleri kolayca taklit etmelerine ve tekniğe daha hızlı hâkim olmak için değişiklik yapmalarına olanak tanır. Tüm bu nitelikler sporcuların tek başlarına iyi performans göstermesini sağlar; ancak sporcular tam potansiyellerini sergilemek için yarışmaya karşı olumlu bir tutuma sahip olmalıdır. Böyle bir tutuma sahip sporcular daha güçlü bir rakiple karşılaştıklarında ya da daha zorlu bir yarışmaya girdiklerinde daha çok heyecanlanır ve en iyi performanslarını göstermek için daha çok çabalar.

Çocukların kişiliklerini değerlendirmek için psikolojik testler yapmak mümkündür, ancak ilk seçim aşamasında çocukları oyun oynarken izleyerek bilgi toplamak daha kolaydır. Çocuklar hareketli ya da sakin olabilir; her birinin kendine göre yararları vardır. Hareketli çocuklar genellikle neşeli, dışadönük ve zekidir. Hızla heyecanlanıp hızla sakinleşebilir, hareketleri kolayca taklit eder ve tekniklere hızla hâkim olurlar. Sakin çocuklar daha dengelidir, güçlü bir öz denetime sahiptir ve teknik hâkimiyetlerinde tutarlıdır. Dolayısıyla seçiciler çocukları futbol, koşu yarışı, basketbol, voleybol vb. oyunlarda gözlemleyebilir ve oyun sırasında başkalarıyla nasıl etkileşim kurduklarına, kazanırken, kaybederken ya da zorlukla karşılaştıklarında nasıl davrandıklarına odaklanabilir.

Fiziksel Nitelikler

Birincil seçimin son yönü, potansiyel sporcunun halterde başarılı olabileceğinden emin olmak için fiziksel niteliklerini test eder. İlk seçim aşamasındaki çeşitli fiziksel nitelikler arasında omuz, el bileği ve ayak bileği esnekliği en önemlileridir. Bir eklemin esnekliği gerekli hareket açıklığını karşılayamıyorsa bu durum derin skuat gibi teknik hareketlerin ya da tekniklerin performansını veya tamamlanmasını etkileyebilir. Ayrıca daha fazla esneklik tendon ve bağların daha fazla elastik enerji depolamasına olanak tanır; bu da kaldırış sırasında sporcunun kuvvetini, hızını ve koordinasyonunu etkiler. Esneklik için hassas dönem 8–12 yaşları arasındadır ve bu, diğer fiziksel niteliklerden daha erkendir (Gao 2015); dolayısıyla daha sonra geliştirmekte güçlük çekmemek için erkenden değerlendirilmeli ve üzerinde durulmalıdır. Sporcunun esnekliği ölçülürken eklemler, halterin destek kuvveti gereksinimlerini karşılamak için hareket açıklığının son noktasında hem esnek hem de güçlü olmalıdır. Bu konu özellikle, genellikle erkeklerden daha esnek olan ancak pozisyonları tutarken fazla gevşek kalabilen kız sporcular seçilirken önemlidir.

Seçici, esnekliği değerlendirmek için Tablo 19–3'teki referans değerleri kullanabilir (Ma 2013). Omuz esnekliği, koparma ve silkme itişindeki baş üstü pozisyonlara ve omuzlamadaki omuz üstü (rack) pozisyonuna hâkim olmak için zorunludur. Seçici bunu, çocukları bir duvara yaslanmış halde ayakta durdurup her iki kolu geriye doğru kaldırtarak kimlerin 180°'ye ulaşıp 185°'yi aşmadığını görerek değerlendirebilir. El bileği eklemi, fleksiyon ve ekstansiyon yaptırılarak her iki yönde 90–95°'ye ulaşıp ulaşamadığına bakılarak test edilebilir. Bu hareket açıklığı sporcunun dirseği sabit biçimde kilitlemesine olanak tanır. Alt vücut için temel kaygı, göğüs dik, sırt düz, vücut alçak ve dengeli bir pozisyonda çömelebilmektir. Tam skuat yapılırken bacaklar yaklaşık omuz genişliğinde açık olmalı ve ayak bilekleri 70–85°'lik bir sırt açısı sağlayacak biçimde bükülmelidir. Bu pozisyon esnek ayak bilekleri ve kalçaların yanı sıra 30°'ye kadar bükülebilen ve 180°'den açılabilen dizler gerektirir. Bu eklemlerin esnekliğini test etmek için seçiciler çocuklara omuz genişliğinde tutulan bir sopayla skuat yaptırabilir ve eklemlerin fleksiyonuyla ulaşılan derinliği ve sırt açısını değerlendirebilir. Pozisyon derin, ayağın ortası üzerinde dengeli ve rahat olmalı, bel bölgesi ise sıkı olmalıdır.

Esnekliğe ek olarak sporcunun kuvvet ve hızını değerlendirmek zorunludur. Bu nitelikler kas lifi yapısı, sinirsel verimlilik ve ölçülmesi güç diğer etkenlerden etkilenir. Bununla birlikte Huang (2005) ve Jiang (2011), bu tür etkenler hakkında bir miktar fikir verebilecek fiziksel testlerin standartlarını Tablo 19–4'te özetlemektedir. Örneğin durarak uzun atlama sporcunun kalça ve hamstringlerden gelen patlayıcı kuvvetini gösterir, ancak aynı zamanda mümkün olduğunca uzak bir mesafede inişi sabitlemek için üst ve alt vücudu koordine etme becerisini de ölçer. Bu tür bir koordinasyon halterde zorunludur. Dikey sıçrama da kuadriseps ve baldırlardan gelen patlayıcı kuvveti vurgularken bu koordinasyonu test eder. Bir başka önemli araç 50–60 m'lik kısa sprintlerdir; bu, sporcunun durağan halden patlayıcı çıkış yapma, ivmelenme ve hız yeteneğini test etmenin güvenilir bir yolunu sağlar. Bu nitelikler önemlidir, çünkü halter yerde durağan haldedir ve sporcu ağırlığı durağan bir pozisyondan harekete geçirmek, ivmelendirmek ve ekstansiyon sırasında yüksek hıza ulaştırmak zorundadır.

Tablo 19–3. Başlıca Eklemler İçin Esneklik Göstergeleri
EklemHareket açıklığı
Omuzlar (fleksiyon)180–185 derece
El bilekleri (fleksiyon–ekstansiyon)90–95 derece
Dizler (fleksiyon–ekstansiyon)30–180 derece
Tablo 19–4. Fiziksel Performans Standartları
Yaş (yıl)Durarak dikey sıçrama (m)Durarak uzun atlama (m)60 m sprint (s)Paralel bar dipsi veya şınavBarfiks
80,45'e kadar*1,85'e kadar1033–4
90,45'e kadar*1,95'e kadar9,944–5
100,5'e kadar2,0'a kadar9,566–7
110,5'e kadar2,1'e kadar9,288–9
120,55'e kadar2,2'ye kadar8,899–10
130,55'e kadar2,3'e kadar8,61010–11

Paralel bar dipsi, şınav ve barfiks üst vücut kuvvetini test eder ve paralel barlarda, barfiks barında veya başka bir yatay barda yapılabilir. Seçiciler sporcunun hareketlerindeki koordinasyonu da değerlendirebilir. Daha ileri yöntemler arasında, her ikisi de çekiş boyunca denge, kararlılık ve özgüveni korumak için kritik olan göreli kavrama ve sırt kuvvetini ölçmek üzere dinamometre kullanımı yer alır. Bu iki kuvvet sporcunun vücut boyutu ve ağırlığıyla yüksek derecede ilişkili olduğundan seçiciler göreli kuvvete odaklanır:

\[\frac{\text{kavrama (veya sırt) kuvveti}}{\text{vücut ağırlığı}} \times 100\]

[Ç.N.: Kaynakta bu indeks ters biçimde (vücut ağırlığı / kuvvet) yazılmıştır; metinde verilen %52 ve %289 gibi değerlerle tutarlı olan doğru tanım kuvvet / vücut ağırlığı × 100'dür.]

Özel ekipman her zaman bulunmadığından veri azdır ve en uygun standartlar sınırlıdır. Yang ve Liang (1986), 10–12 yaşındaki sporcuların genellikle %52'lik bir kavrama indeksine ve %152'lik bir sırt kuvveti indeksine sahip olduğunu, 17 yaşındaki genç sporcuların ise %86'lık bir kavrama indeksine ve %289'luk bir sırt kuvveti indeksine ulaştığını belirtir. Seçicinin kavrama kuvvetini değerlendirmesinin bir başka yolu, sporcuları barfiks barında asılı bırakıp kimin en uzun süre dayanabildiğine bakmaktır. Bu yöntem maksimal kavrama kuvvetinden çok kavrama dayanıklılığını değerlendirse de deneyim, kavraması en güçlü sporcuların hem maksimal hem de dayanıklılık kavrama kuvvetinde öne çıktığını göstermiştir.

Genel olarak bazı adayların refleksleri hızlıdır ve sprint ile atlama testlerinde sık sık hız sergileyebilirler, ancak paralel bar dipsi veya barfiks yaparken pek güçlü değildirler. Diğerleri çok güçlüdür ve dips ya da barfiksi kolayca tamamlar, ancak bunları yaparken yavaştırlar ya da sprint ve atlamada yavaştırlar. Her iki sporcu tipi de yüksek bir düzeye ulaşmak için zayıf yönlerini geliştirmeye çok zaman ayırmak zorundadır. Seçiciler bunun yerine kendi vücut ağırlıklarının üstesinden hızla gelebilen ve yorgunluk ya da ağırlık arttıkça hızlarını koruyabilen sporcular aramalıdır. Örneğin bu sporcular çok sayıda dips ve barfiks yapabilir, ancak tekrarları zorlayarak sürdüremez; bunun yerine hızla (ve görünüşte beklenmedik biçimde) durur. Ayrıca hızlarını ve sıçrama performanslarını çok sayıda denemede koruyabilirler. Bu sporcular en hızlı ya da en güçlü olmayabilir, ancak kuvvet ve hız değerlendirmesinde yine de en üst sıralara yakındırlar ve yüksek bir düzeye ulaşma potansiyeli en fazla olanlar bunlardır.

Seçim Aşaması 2

Sporcular vücut yapısı, fiziksel işlev, psikolojik nitelik ve fiziksel niteliklere göre seçildikten sonra öğrenciler spor okuluna girer ve okulun seçim takımında bir yer için denemeye katılır. Li (2005) sporcuların geçmesi gereken 5 test yöntemini ve ölçütlerini özetler: (1) omuz genişliğinde tutulan tahta bir sopayla baş üstü skuat testi, (2) çift bacak dikey sıçrama, (3) ağırlıklı derin skuat, (4) diz üstünden güç koparma ve (5) orta ağırlıkta silkme.

Baş üstü skuat sırasında öğrenci doğal bir duruş almalı, göğsü kaldırıp beli sabit tutmalı, ardından omuz genişliğinde bir tutuşla her iki kolu açmalı ve sonra çömelmelidir. Öğrenci alçak bir skuat pozisyonuna ulaşana kadar dizler ayak parmaklarına doğru itilmelidir. Ayrıca baş hafifçe öne ve aşağı uzanmalıdır. Öğrenciler dirsek ve omuz ekstansiyonunu koruyup koruyamadıklarına ve gövdelerini düz, bel bölgelerini kilitli tutup tutamadıklarına göre değerlendirilir.

Ağırlıklı derin skuat sırasında halter boynun tabanındadır. Öğrenci çömelmeden önce göğüs dik ve bel sıkı olacak biçimde doğal bir pozisyonda durmalıdır. Önceki testte olduğu gibi öğrenci alçak bir skuat pozisyonuna ulaşana kadar dizler ayak parmaklarına doğru itilmelidir. Öğrenciler kalçalarının yere ne kadar yaklaştığına ve ayak bileği dorsifleksiyonuna göre değerlendirilir. 30°'nin altında bir ayak bileği açısı en iyisidir, 30–40° kabul edilebilir, ancak 45°'nin üzeri sporcunun daha ağır yüklerde ayağa kalkmasını zorlaştırabilir.

Diz üstünden güç koparma için öğrenciler doğal bir pozisyonda durur ve 10 kg'lık bir barı koparma tutuşuyla tutar. Buradan göğsü kaldırıp beli sıkmalı; ardından dikey sıçrayacakmış gibi, halter dizin hemen üstüne gelene kadar gövde ve dizleri bükmelidir. Sonra birkaç kez güç koparma yaparlar. Öğrenciler hareketi taklit etme becerilerine ve dengelerine göre değerlendirilir.

Silkme için öğrenciler hareketi yerden birkaç kez dener ve halteri köprücük kemiğine oturtma becerilerine göre değerlendirilir. İtiş sırasında öğrenciler kollarını tam olarak açabilmelidir. Koparmada olduğu gibi öğrenciler hareketi taklit etme becerilerine ve dengelerine göre değerlendirilir.

5 hareketin değerlendirmesi yaklaşık bir aylık çalışmanın ardından yapılır. Bu aşamada antrenman koparma, omuzlama ve itiş tekniğini standartlaştırmaya ve dengeyi geliştirmek için bel, bacak ve kol kuvvetini geliştirmeye odaklanır. Li (2005) bunu gerçekleştiren örnek bir programı Tablo 19–5'te göstermektedir. Antrenörler programın çok genel olduğunu ve yüzdeler ya da ağır yüklerden çok başarı oranı ve teknik kaliteye odaklandığını not etmelidir. Antrenörler böyle bir programı uygularken Bölüm 7'de (Teknik Antrenman) ele alınan teknikleri kullanmalıdır. Sporcular bu aşamayı geçtikten sonra Bölüm 17'de (Genç Sporcu Antrenmanı) gösterildiği gibi daha yapılandırılmış genç sporcu antrenmanına geçebilirler. Bu temel hareketleri iyi yapamazlarsa seçilmezler.

Tablo 19–5. Seçim Sırasında Örnek Antrenman Programı
GünSabah egzersiziAntrenman içeriği (öğleden sonra)Gerekli başarı oranı
PazartesiYavaş koşu 1600 m; esneklik egzersizleri; çok adımlı kurbağa sıçramasıKoparma 12 set; ön skuat 12 set; vücut geliştirme egzersizi%90 veya daha fazla
SalıYavaş koşu 1600 m; eklem bastırma (germe); 60 m × 6 sprintSilkme 12 set; koparma çekişi 12 set; vücut geliştirme egzersizi%90 veya daha fazla
ÇarşambaYavaş koşu 1600 m; esneklik egzersizleri; durarak sıçramaDiz üstünden koparma 12 set; vücut geliştirme egzersizi%90 veya daha fazla
PerşembeKros 3 kmTop oyunları
CumaYavaş koşu 1600 m; esneklik egzersizleri; çok adımlı kurbağa sıçramasıKoparma 12 set; silkme 12 set%90 veya daha fazla
CumartesiYavaş koşu 1600 m; eklem bastırma (germe); 60 m × 6 sprintİtmeli pres 10 set; arka skuat 10 set; bel egzersizi%90 veya daha fazla

Seçim Aşaması 3

Öğrenciler spor okuluna girdikten sonra 1–2 yıl genel fiziksel (kondisyon) antrenmanının yanı sıra özel halter antrenmanı alır. Bu süre içinde seçimin üçüncü aşamasını yaşarlar. Antrenörler genel atletik yeteneği, standartlaştırılmış tekniği ve hareket hızını vurgulayarak halter için sağlam bir temel oluşturmaya çalışır (Li 2005). Seçilme olasılığı en yüksek sporcular en iyi hız, ritim ve dengeye sahip olanlardır.

Tablo 19–6, bu tür sporcuların bir yıllık antrenmanın ardından elde ettiği bazı tipik sonuçları özetlemektedir; bu genellikle toplamda yaklaşık 20–30 kg'lık bir artıştır. Antrenörler sporcunun gelişimini izlerken, sporcuların Bölüm 17'de (Genç Sporcu Antrenmanı) sunulanlar gibi antrenman hedeflerine ulaşıp ulaşmadığını değerlendirmelidir. Standartlara ek olarak antrenörler sporcuların antrenmana nasıl yanıt verdiğini izlemelidir. Öğrenci antrenmandan keyif almayı, sıkı çalışmayı ve kendini geliştirmeye çabalamayı sürdürmelidir; aksi halde programı bırakabilir. Ayrıca antrenör sporcuların test müsabakalarının stresiyle nasıl başa çıktığını değerlendirmelidir; örneğin antrenmana kıyasla baskı altında performans gösterme becerileri, rakiplere tepkileri ve yarışmaya karşı tutumları. Antrenörler sporcuların en azından günlük antrenmanlarındaki kadar iyi performans göstermelerine yardımcı olmak için Bölüm 8'de (Psikolojik Antrenman) açıklanan yöntemleri kullanabilir.

Tablo 19–6. İlk Antrenman Yılı Boyunca Halter Sonuçlarının Karşılaştırması
AdDoğum yılıKayıt tarihiDeğerlendirme tarihiKoparmaSilkme
Tian XX198903/200206/200227,532,5
Tian XX198903/200206/20035565
Xie XX199006/200308/200385107,5
Xie XX199006/200305/200495117,5
An XX198809/200311/200182,5105
An XX198809/200306/200297,5117,5

Gösterim: sonuçlar kg cinsindendir.

Sonuç

Bir seçim sistemi, bir dizi ölçütün test edilmesini ve ardından atletik potansiyeli değerlendirmek için kısa bir süre antrenman uygulanmasını gerektirir. Çin'de seçim birkaç adımı izler. İlk adım sporcunun vücut biçimini ve atletik potansiyelini değerlendirir. Sonraki adım, halter tekniklerini tanıtarak ve hareket kalitesini değerlendirerek bu avantajları doğrular. Son adım ise sporcuların antrenmana ve yarışmaya nasıl yanıt verdiğini değerlendirir. Seçim, elit düzeye ulaşabilecek ve rekabetçi olabilecek bir sporcu havuzu oluşturmada zorunlu bir adımdır; doğru antrenman ise onları bu düzeye taşır.

Dipnotlar

  1. Üst vücut açısından "uzun" uzuvlar, kulaç açıklığının sporcunun boyundan büyük olması; "kısa" uzuvlar ise kulaç açıklığının sporcunun boyundan kısa olması olarak tanımlanır. ↩